Reklam

Med’lerden günümüze Amed; Diyarbakır

.

1180 0

İbrahim Akın Kazancı

İbrahim Akın Kazancı


Bu yazımda Doğu Anadolu’nun göz bebeği Diyarbakır’ı yazalım istedim. Diyarbakır’a uçaktan iner inmez bambaşka bir kültürel dünyanın içinde olduğumu hissettim. 
 Ayrı  bir dünya Diyarbakır, doğunun kültürüne uzak değildim , ama bu şehir farklı bir ağırlığa sahip. Adından başlamak gerekirse  Diyarbakır bölgesinin en eski ismi Asur kaynaklarında Amid olarak geçmekte Diyarbekir ismi ise, Arabistan’dan göç eden bir kabîleden ortaya çıkmış Arabistan’dan gelen Bekr Kabîlesi Dicle civârına yerleşince, bölgeye “Bekrlerin Diyârı” mânâsına gelen Diyâr-ı Bekr ismi verilmiş.  Zamanla bu isim Diyarbekir olarak söylenmeye başlandı. 1937 senesinde Bakanlar Kurulu karârıyla Diyarbakır olarak değiştirilmiş. Dicle nehrinin kenarında kurulu bu şehir içinden bir çok şair yazar düşünür ve ünlü isme ev sahipliği yapmış.

Şehri saran bir duvar; Diyarbakır Surları 
Sadece ülkemizin değil dünyanın da en iyi korunan surlarından olan Diyarbakır surlarının tarihi milattan önce 3 binli yıllara kadar uzanmakta. Yüzyıllara meydan okuyan surların bugünkü görüntüsünü ise Bizans İmparatoru Costantinus döneminden günümüze taşındı. 5 bin 700 metre uzunluktaki surların 82 adet burcu bulunuyor. Burç, tarihte savunma amaçlı kullanılan kale surlarındaki çıkıntılı kısımlara verilen isim. Diyarbakır surlarının üzerindeki bu burçlara da tırmanabildiğiniz tarihi merdivenler var. Burçlar üzerindeki görkemli kabartmalar, hayvan figürleri ve kitabelerin büyük bir kısmı günümüzde hâlâ ayakta. En ünlü kale burçları ise Yedi Kardeş, Evli Beden, Nur, Keçi, Kral Kızı ve Akrep burçları... Kale surlarının Hevsel Bahçeleri’ne bakan eşsiz manzarası da hem gözünü hem gönlünü dinlendirmek isteyenler için çok ideal. Dakikalarca tarihi surlara oturup bahçeleri seyretseniz yine sıkılmazsınız. Hele bir de gün batımı saatine denk geldiyseniz yeşilin kızılla buluşması unutulmaz bir an olarak aklınızda kalır.
Görkemli ve Derin Bir Mabet; Ulu Camii 
Anadolu'nun en eski camisi olarak bilinir. 639 yılında Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından fethedilmesinden sonra şehrin en büyük Hristiyan kilisesinin (Mar Toma Kilisesi) camiye çevrilmesiyle oluşturulmuştur. Cami, İslam dünyasının 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir. İslam döneminin ünlü Şam Emeviye Cami’nin Anadolu’ya yansıması olarak değerlendirilen Diyarbakır Ulu Camii, Diyarbakır Ulu Cami’nin avluya bakan cephelerinde farklı dönemlere ait mimari bezemeler, kabartma ve yazıtlar muntazam bir şekilde caminin özelliğini ön plana çıkarmaktadır.
Tarihin her döneminde ibadet merkezi olarak kullanılan Ulu Camii Diyarbakır’daki en büyük yapılar topluluğudur. Bu yapının iki camisi (Hanefiler ve Şafiler Bölümü), iki medresesi (Zinciriye ve Mesudiye), doğu-batı minaresi,maksuresi, abdesthane kısımlarından oluşmakta ve bütün bu külliyenin ortasında büyük dikdörtgen bir avlu yer almaktadır. Camiye giriş üç ayrı yerden sağlanır. Doğu tarafında bulunan kapıya ana (taç) kapı denir. Avlusu içerisinde medrese de yer alan Diyarbakır Ulu Cami’sinin ibadet kısmı avlunun güney kenarında bulunurken, doğu ve batı kesimlerinde iki katlı revaklar yer alıyor. Üst kattaki sütunlar tek parça al kattakiler ise çeşitli boylarda iki veya üç sütun parçasının birleşmesinden meydana gelmektedir. Caminin kuzeyinde Şafiler Mescidi ve Mesudiye Medresesi bulunmaktadır. Kare kesitli kule şeklindeki minare gövdesinin üst kısmı silindirik bir gövde ve konik külahla tamamlanmaktadır. Eğilimli çatıyla örtülü dikdörtgen planlı iç mekân, birbirine sivri kemerlerle bağlanan iki sıralı dikdörtgen payelerle üç şahsına bölünüyor ve daha yüksekle dik çatılı çapraz sahınla kesililiyor.


Etkileyici bir köprü: 10 Gözlü Köprü
Şehrin güneyinde, Mardin Kapısı dışında ve şehre 3 km. mesafe namı diğer Dicle köprüsü Köprünün bugün ayakta görülebilen kısımlarının 1065 tarihinde Mervaniler döneminde Übeyd oğlu Yusuf isimli bir mimar tarafından inşa edildiği üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır. Kesme bazalt taştan 10 gözlü olarak inşa edilmiş bu köprü Dicle ovasında olabildiğince yeşil bir alanda yer alıyor. Bu güzel köprüye bakarken, içimden acaba kimler geçti bu köprüden, mutluca kaç kişi buluştu burada, kaç kişi ayrıldı. Bilinmez ama saygıyı hak eden bu köprüye demli çayımdan yudumlar alarak derin bir hayranlıkla baktım. Muhakkak gelin ve bir çayını için derim.

Şarap ile Kahvenin  Sohbet Ettiği Bir Mekan; Sülüklü Han
Han 1683 yılında Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından yaptırılmış. Han içerisinde bulunan bir kuyudan bir dönem hekimler tarafından  şifa amaçlı sülükler çıkarılır ve bu sebeple hana Sülüklü Han ismi verilmiş. Han günümüzde restore edilmiş bir şekilde kafe olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Arkadaşım beni götürdüğünde derin ve huzurlu sohbet ettiğim nadir mekânlardan biriydi
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.