“Baş olmak” adil olmakla başlar.

Baş kimdir? Işveren, milletvekili, belediye başkanı, il ilçe başkanı, kadın gençlik başkanları... Baş yani... Yani sorumluluk sahibi... Örtüşen çok şey olsa da devletten gelenler konumuz dışıdır.

256 0

Çavuş Bilir

Çavuş Bilir

***
Baş olan, baş olmanın hakkını vermezse, gün gelir ayaklara düşer; ama bitmez, öbür tarafta hesabını da verir.
Örselenmiş kişiliğini tamir edecekmiş gibi makamlardan güç almaya kalkanlar olur.
Makamlara şeref katanlar olur.
Makamlardan yararlanıp da şereflerini yükseltmek isteyenler olur.
Farkı gören gözden kaçmaz.
En zor iş, hatasını görmeyen birinin kişilik tamiridir.
***
Ah şu siyaset!
Ne beladır görene, ne kutsaldır hakkını verene! 
Hakkını vermek meselesine gelince…
O iş maddeyle değildir;
Manayı da anlatacak bilgiye sahip olanlar gerek.
Mana ise maddeyle aynı safta yer almaz.
***
Bazı şahıslar kendilerine bir rol biçerler, o rolü herkesin öyle kabul etmesini isterler ve beklerler;
Mana tam da orada kaybolmaya başlar.
Çanakkale’de, Bayramiç’te, Ezine’de, hele de Lâpseki’de, başta belediyede olmak üzere, öyleleri epeyi var.
Dönekler, dönenler, unutanlar, kendini bir şey sananlar, dün yüzüne gülerek baktığına bugün çemkirenler...
Sanki bu cadde ve sokaklarda sade vatandaş olup dolaşmamış, hiç bulunmamış gibi...
Evet…
Bu da uzadı galiba Çavuş efendi kardeşim!
Kes Çavuş kes!
Vatandaş söyledi sen de yazdın.
Elbette biz de eleştirimizi zamanla yazarız.
Hele de siyasi muharebe başladığında var yaaaaa...
Vatandaştan gelecek muhabereye çok ihtiyaç olacak.
Muhaberesiz muharebe olmaz.
Devam arkadaşlar devam.
Söylenenlerin farkına varan sade vatandaşa doğrudan, para ve makam sahiplerine kenardan selamımız olsun.
***
10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonra...
Bu yazıyı okuyanlardan, eksik veya fazla bulanlardan ya da neden diyerek yazıya kızanlardan, kaç kişi hayatta kalacak?
Kim öbür tarafa ne götürecek? 
Makam mı?
Para mı?
Yararlanarak fazlalaştırılan dedikodusu terasa çıkmış yüksek katlı binalar mı?
Gizli hisse ve hesaplar mı?
Bitmeyen arzular, tükenmeyen hırslar mı?
Ne kalacak ellerinde?
Eğer birşey kalacaksa; kırdığı, küstürdüğü, incittiği insanların, alınmış gönlünde doğan dua kalır; o da olabilirse! 
***
Bizim yazılarımıza muhalet gözüyle bakıp laf edenler oluyormuş.
Evet.
Muhalif yazılar yazıyoruz.
Ancaaaaakkkk.
Biz daha kendi muhalafetimize başlamadık.
Bakacağız, göreceğiz;
Düzeltilen yanlışlar muhalefeti ortadan kaldırır.
***
“Safı çizgisi belli, ama teslimiyetçi değil.”
Sahi muhalif olmak nedir?
1-Kötücü olmak.
2-Eleştirel olmak.
Ne fark mı var?
Farkını bilemiyorsunuz, sonra da çapsızlığınızın eseri olarak düşmanlıklar üretiyorsunuz...
Hadi ordan, gidin işinize!
Ya da sorun söyleyelim.
***
Makam ve parayla zenginliğini gizleyenlere bakınca, aklıma bir hikaye geldi.
Bir yaşlı kadın var. Gençler ona sorarlar kaç kez evlendin diye.
Kadın dert yanar gibi söylenir:
“İlk evlendiğim Ali’di; sonraki 2, Veli’yle Kör Deli’ydi.
Hepsi bu kadar mıydı kocaların, başka da var mıydı?
“Vardı vardı, üç de ondan evveli vardı;
“Sonra Recep, Ramazan, Şaban’dı;
“Bir de aha bu çocuğun babası rahmetli;
“Bu kara yazılı kadın koca yüzü mü gördü ki, gün mü gördü ki!”demiş.
***
Siyasetçilerin artık kalabalıklar ve parti içinde konuşulduğu gözden kaçmıyor.
Muhalefet neyse de iktidar içindeyse...
Düşünmek gerek.
Kaybedeceği olan birine tesir eden korku, kaybedecek bir şeyi olmayan ya da kişiliğinde minnetsizlik olan şahsiyetli insana etmez.
Bazı insanlar ‘eyvallah’sızdır.
Bakıyorum insanlara, adam yüzde yüz ve kesin AK Partili.
Adamın safı belli.
Çizgisi belli.
Ama adam şahsiyetli, teslimiyetçi değil.
Bir kere daha yazalım:
“Safı çizgisi belli, ama teslimiyetçi değil.”
***
Teslimiyetçi olmayış ne demektir?
“AK Partilisin diye sen ne yaparsan yap doğru demem, yanlışı kabul etmem” demektir.
Yani...
Beyefendinin öfkelendiği...
Kolayca hırslandığı...
Kendisine minnet etmeyenle düşmanlık güttüğü...
Yaptığı yanlışı ret edeni düşman gördüğü...
Verdiği sözü unuttuğunu hatırlatanı...
Kendini Kaf Dağında görene yerini göstereni...
Desteğini alıp geldiği insanı ve içinden geldiği halkı bir yana atanı...
Çevresine doluşanlarla pohpohlayanları sevdiğini, millet konuşuyorsa;
Imkansız değil, ama  işin zor kardeşim!
***
Bir uygulamana ya da tavrına karşı olmak, senin varlığına karşı olmakmış gibi sana aktarılıyorsa...
Dön yanlışından.
Kafayı çıkar da şikâyetleri dinle;
Çünkü daha vakit var.
Senin şahsında partisinin kaybetmesini istemeyenler endişe içinde;
Çevrede gücün etkisine girmiş...
Çapsızlıklarıyla milletin gözünden düşmüş...
Aaaaaa...
Ne diyoruz biz de yaaaa...
Arkadaşlar bu kadarını yazdık işte!
Anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az.


 


Etiketler; #sorumluluk
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.