Çavuş ve kültür-3

Gelelim Yahya Kemal’in şiiri, Münir Nurettin’in bestelediği segah şarkıya.

956 0

Çavuş Bilir

Çavuş Bilir

“Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
“Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç
“Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile
“Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle
“Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
“Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
“Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece
“Guruba karşı bu bahçelerde keyfince
“Ya aşk içinde harap ol ya şevk içinde gönül
“Ya lale açmalı göğsümüzde ya da gül.”
***
Bu şarkıyı Müslüman’ım diyen herkesin iyi anlaması gerek.
Ne var bunda demeyin!
Bu sözlerin arkasındaki manayı anlamazsak, sarhoş mezesi yaparız işte!
Kültür ancak bilgiyle olur.
Kendini bilmeyen insan neyi bilir ki!
***
“Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç”
Ne demek?
Geri dönülmez bir akşamüstü gibi, ömrünün sonuna gelen bir insanın kendini ifadesidir ki; vaktin geçtiğini, dönüşün olmadığını kabulleniş, bu ilk mısradadır.
2.mısra ise…
“Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç”
Ömrün son demini yaşadığını bilerek…
Dizginlenemeyen hırs geçmiş, öfke yorulmuş, nefis bitmiş, arzu tükenmiş, tutku kaybolmuş…
Çünkü yaşlanmış.
Adamcağız gizliden telaşlanmış.
“Bundan sonra nasıl geçersen geç” diyor kahırla, derinindeki pişmanlıkla;
Çünkü;
Kabahatte haz;
İbadette sevap;
Hiçbir şey gençlikteki gibi değil;
 “Nasıl geçersen geç” diyor elemle; ömrüne söylüyor hüzünle.
***
“Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan”;
Dediği tabut.
“Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan”;
Dediği mezar.
“Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece”;
Dediği, ebedi hayat!
***
Devam edeyim mi?
İster misiniz?
Bizler saçmalıyoruz değil mi?
Bizler…
Yazarlar, düşünürler…
Az arızalı da yoktur içimizde ama…
Neyse…
Sizler isterseniz söylersiniz biz de devamını getiririz.
***
Yetkili olup yetersiz olanlar, vebal altındadır.
Yazanları düşünenleri onlar görmezse kimse göremez.
Ben de İbrahim Tatlıses gibi türkü söyleyemiyorum, ama yazıyorum; Adem Ejder başkan da mikrofonu alınca konuşuyor maşallah.
Yaaa…
***
Eceabat’ta kültürel bir gelişme yaşanıyordu;
Modern çağın gereklerinden olan, insanların yaşam alanlarını genişleten yeşil alan ve park üstünden itirazlar yapılıyordu.
Ben de Eceabat’a kadar gideyim dedim.
Eceabat’a geçiyorum.

ANTEPLİ ŞAHİN BEY ECEABAT’TA 
“Türkler Anadolu’dan sürülmelidir, Ege ve Akdeniz sahillerinde Romalı Yunanlı torunları yaşamalıdır.” 
Bu sözü, 1914’te İngiliz Başbakanı loyd Corc (Lloyd George) söyledi.
Bu coğrafyadaki her insan, o sözü unutmamalıdır; Haçlı kafa o kafadır; siz isteseniz de istemeseniz de ne unutur ne vazgeçer!
***
Çanakkaleliler, 18 Mart ve 25 Nisan’ı; tarihi önem, değer ve özelliğiyle içselleştirememiş bir görüntü veriyor.
25 Aralık Gaziantep’te…
12 Şubat Kahraman Maraş’ta…
5 Ocak Adana’da…
Elbette 9 Eylül İzmir’de, halkıyla özdeşleşmiş ve içselleşmiş bazı tarihlerdir.
Gel görelim, dünya ve Türk tarihini değiştiren Çanakkale, Çanakkalelilerce layıkıyla içselleştirilmiş midir, tartışılır.
Her Çanakkaleli, hurafelerden sıyrılmış bir alan kılavuzu kadar Çanakkale’yi iyi bilmelidir.
Talha Uğurluer ve hemşerimiz M.İhsan Gençcan’ın Çanakkale eserleri bile okunsa, Allah’ın mucizelerini görmeye yeter.
Uydurmalara gerek yok ki!
***
Eceabat’ta tartışmalar yaşanıyordu;
Çünkü 577 ebedi şehidi olan Gaziantep’in Merkez Şahinbey Belediyesi, Eceabat’ta bir park yapıyordu.
Şahinbey, Eceabat ile kardeş olmuştu. 
Kardeş kardeşe yardım ederdi.
Gel görelim itirazlar vardı:
“Her yerde Şahinbey ismi yazılı; buraya gelenler Şahinbey’e mi geldik” derler.
Derler mi ki!
Ya demezlerse!
Diyen kaç kişidir ki? 
Eksik ya da kirli bilgi mi var acaba?
Girişte de ilçenin nüfusu yazılır.
Gelirken yol boylarında Şahinbey’e değil, Eceabat’a kaç km kaldığını gösteren karayolları tabelaları, var; ama yine derler mi ki! 
Kaldı ki Gaziantep’te yapılacak bir parka da Eceabat adını verilecekmiş.
***
Siyasi meşrebe göre bir karşıtlık olabilir miydi?
Toplumun ruh halinde bir itiraz aslanı gizlidir, kabul; ama çoğu kez ruhsal saplantılarla, o ruh canavarlaşıverir!
İtiraz düğümü orada olabilir miydi?
Bizden değil, o halde “Ret!” mi?
Yani karşıt olmak!

“ŞAHİNBEY BELEDİYESİ İSMİ ÇOK YAZILMIŞ!”
Herkesin bir yapısı var. Ben de arızalı tayfasından biriyim. Bir kitabın, bir filmin, bir sanatçının, bir insanın…
Bir… bir… bir…
Her ne varsa ki birileri çok övülüyor, ona yaklaşmam.
Bir de tersi…
Çok kötüleniyorsa, o zaman da meraklanır anlamaya çalışırım.
Eceabat Belediye Başkanı Adem Ejder’le tanışmıyoruz. Hakkında olumsuzluklar fazla söylenince, gidip şu adamı anlayayım dedim;
Makamına değil elbette;  yine tanışmıyoruz.
Açılış günü Eceabat’taydım.
Ejder başkan halk ağzıyla, ama güzel konuştu.
Hem etrafı gözlüyor hem Sayın Ejder’i dinliyordum.
“.oklu kebap Sardalya Eceabat
“Vur dibine şişenin denize at” gibi bir söz duydum.
Bakımsız sahipsiz sahilin, pislikten ve sarhoş yatağı olmaktan kurtulduğuna vurguydu.
***
Park Eceabat’ın en güzel yerinde…
Üstelik gelenin geçenin göreceği, o güzelliği yaşabileceği bir konumda...
“Şahinbey Belediyesi ismi çok yazılmış!”
İtiraz bu!
Şahinbey Belediyesi, Siirt, Suriye’de El Bab ve daha başka yerlere de aynı katkıyı yapıyormuş.
Şahinbey Belediyesi; iyi çalışan, imkânları çarçur etmeyen, başarılı bir belediye olmalı ki, daha önce borç batağındakilere benzemiyor ve daha küçük belediyelere yardım ediyor.
Şaka gibi bir özelliği daha var:
“Zamanında Türkiye’yi içerden yıkmak isteyen Haçlı Kafalı Batılılarca kontrol edilmiş görünen IMF’ye, 100 milyon Dolar borç vermiş!
 Dünya IMF’ye borçlu, IMF Şahinbey Belediyesine!
***
Devletimizin varoluş köklerini yerinde gören gençler, milli şuuru idrak edecek 57 bin liseli, Şahinbey Belediyesi aracılığıyla Şehitliklere gelmiş.
Ne demeye ne var!
Tebrik ederiz.
Bu güzel yatırımı Eceabat’a yaptırmak için kardeşini öpen(!)Adem Ejder’i de tebrik ederiz.
***
Kahramanlıktan ve imandan kardeş Şahin bey, Seyit onbaşı…
Elbette Mustafa Kemal…
Bu toprağın çocukları…
Allah onlardan da onları yaşatan belediye başkanları Adem Ejder ve Mehmet Tahmazoğlu’ndan da razı olsun.
Kıskançlık, gıybet ve dedikodu, insan ruhunu kirletir.
Güzellikleri konuşalım.
Yapılan işleri, verilen emekleri konuşalım.
Memleket için çivi çakana duacı olalım.
Park yapalım, yol açalım, köprü geçelim;
Köklerimizden beslenen, irfan kaynağı kültür damarlarımızı günümüze taşıyacak ve geliştirecek olan; şiiri ihmal etmeyelim, kitapları da konuşalım.


Etiketler; #şarkı #şiir
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.