İbrahim (a.s) ve Cebrail

Yüce Allah (c.c.) İbrahim Peygamber'i kendine dost ilan ettiğinde meleklerin şöyle bir sorusuna muhatap olur...

421 0

Merve GÜR

Merve GÜR

Yüce Allah (c.c.) İbrahim Peygamber'i kendine dost ilan ettiğinde meleklerin şöyle bir sorusuna muhatap olur:
 
- Ya Rabbi! İbrahim'in karısı, çocuğu ve malı var. O bunlar ile meşgul olurken nasıl olup da O'nu dost edindiniz?
 
 Yüce Allah (c.c.) meleklere: "Siz kulum İbrahim'in ne şekline, ne malına, ne de çoluk çocuğuna değil; O'nun sadece yüreğinde taşıdığı coşkun imanına ve işlediği iyi amellerine bakın, kendisini bunlara göre değerlendirin. Dostum İbrahim'in yüreğinde benden başka herhangi bir fani varlığın sevgisini asla bulamayacaksınız. İsterseniz gidip bir deneyin" diye cevap verdi.
 
Bunun üzerine Cebrail (a.s.)insan kılığına bürünerek İbrahim Peygamber'i denemek için yanına varır.  ( İbrahim Peygamber'in büyük bir koyun sürüsü vardır. Koyunlarını canavarlara karşı korumak ve avlanmak için on iki köpek beslemektedir. Varın siz buna  göre koyunlarının sayısını çıkarın. Her köpeğin boynunda altından tasma bulunmaktadır. Hz. İbrahim (a.s.) bu hareketiyle dünya malının pislik olduğunu ve ancak köpeklere yaraşacağını ortaya dökmek istemektedir. İbrahim Peygamber kırda otlamak için yayılan koyun sürüsünü daima yüksek bir tepe üzerinden gözetlemektedir.
 
 İşte İbrahim peygamber tepe üzerinden koyun sürüsünü kontrol ederken Cebrail (a.s.) yanına gelir, selâm verir. Ardından da aşağıda geniş bir alanı toplayarak atlamakta olan koyunları süzdükten sonra, "Ey İbrahim! Bu muazzam koyun sürüsü kimin?" diye sorar.
 
 Bir an olsun yüce Allah'ı aklından çıkarmayan İbrahim Peygamber bu soruya, "Şimdilik benim, fakat gerçekte her şeyin ortaksız sahibi olan Allah'ındır" diye cevap verir.
 
 Daha sonra Cebrail ile Hz. İbrahim (a.s.) arasında şu konuşma geçer:
 
 Cebrail:
 
  Bu koyunlardan bana bir tane hediye eder misiniz?
 
 Hz. İbrahim:
 
  Allah'ın adını anarsanız, alın üçte biri sizin olsun.
 
 Cebrail:
 
  Cebrail'in, diğer meleklerin Rabbi ve biz tüm varlıkların Rabbi olan Allah gerçekten kutsal ve her türlü noksanlıklardan uzat ve beri olan yüce yaratandır.
 
 Hz. İbrahim:
 
  Allah'ın adını ikinci bir defa daha anarsanız bu defa da yarısını alın, sizin olsun.
 
 Cebrail:
 
   Cebrail'in, diğer meleklerin Rabbi ve biz tüm varlıkların Rabbi olan Allah (c.c.) gerçekten kutsal ve her türlü noksanlıklardan uzak ve beridir.
 
 Hz İbrahim:
 
  Üçüncü olarak bir daha Allah'ı anarsanız, buyurun bütün koyun sürüsü sizin olsun. Hem de çobanları ve köpekleriyle birlikte alın.
 
 Cebrail (a.s.) Allah'ı aynı şekilde bir daha andı.
 
 Sonra Hz. İbrahim:
 
  Dördüncü olarak bir defa daha anarsan bu sefer de senin kölen olurum.
 
 Cebrail (a.s.) tekrar andı. Ardından yüce Allah (c.c.), "Ey Cebrail! dostumu nasıl buldun?" diye seslenince o da, "Çok sadık ve iyi bir dost ya Rabbi!" diye karşılık verdi.
 
 İbrahim peygamber bütün dediklerini yerine getiren bu yabancının huzurunda çobanlarını çağırdı ve onlara, "Koyunlar arkadaşımındır. Nereye gitmek istiyorsa koyunları peşinden sürün. Çünkü koyun sürüsü ve sizler artık bu arkadaşın malısınız" diye talimat verdi.
 
 Tam o sırada Cebrail (a.s.), "Ey İbrahim! Ben Cebrail'im. Seni denemek için buraya gelmiş bulunuyorum. Bunlar bana lâzım değil" diyerek kendini tanıttı. Buna karşılık İbrahim peygamber ise, "Ben Allah dostuyum. Hediye ettiğimi asla geri almam" diye karşılık verdi.
 
 Bunun üzerine yüce Allah (c.c.) İbrahim Peygamber'e şöyle emretti:
 
  Ey İbrahim! O koyun sürüsünü sat. Paralıyla da tarla ve arsa alarak bir vakıf kur. Böylece oradan fakir, zengin herkes yesin içsin.
 
  (Müskat-ül Envar)
 
***
 
Abdullah (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır: “Bizler, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in maiyetinde (evlenmek için) hiç bir imkân bulamayan birtakım gençlerdik. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bize:
 
“Ey gençler zümresi! Evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan en çok meneder (korur), ferci (tenasül uzvunu) de en iyi korur. Evlenmeye gücü yetmeyen de, oruca devam etsin. Çünkü oruç tutmak, kişi için bir eneme (şehveti kıran bir şey)dir” buyurdu. (Buharî, Nikah, 2,3,6/117, Savm:20, Müslim, Nikah:l,3)
 
 
***
 
KISA DİNİBİLGİLER
 
Amin
Yüce Allah’ın kabul etmesini temenni amacıyla dua sonunda “kabul buyur” anlamında söylenen bir sözdür. Bu kelime Kur’ân’da geçmemektedir. Peygamberimiz (a.s.), duanın sonunda âmîn denilmesini tavsiye etmiştir (Müslim, Salât, 62, 87; Buhârî, Ezân, 111). Namazda Fâtiha sûresi okunduktan sonra âmîn demek sünnettir (İbn Mâce, İkâme, 14).
 
Arafat
Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.
 
Aşere-i Mübeşşere
 
Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir.
Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, Ebû Ubeyde (r.a.) hazretleridir.
 
 
Amin
Yüce Allah’ın kabul etmesini temenni amacıyla dua sonunda “kabul buyur” anlamında söylenen bir sözdür. Bu kelime Kur’ân’da geçmemektedir. Peygamberimiz (a.s.), duanın sonunda âmîn denilmesini tavsiye etmiştir (Müslim, Salât, 62, 87; Buhârî, Ezân, 111). Namazda Fâtiha sûresi okunduktan sonra âmîn demek sünnettir (İbn Mâce, İkâme, 14).
 
Arafat
Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.
 
Aşere-i Mübeşşere
 
Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir.
Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, Ebû Ubeyde (r.a.) hazretleridir.
 
Dört Büyük Kitab
Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır.
 
Dövme
İnsan cildinde boya maddesiyle yapılan kalıcı şekillere dövme denir. Dövme, deride yan yana küçük delikler açılıp içine boyalı maddeler doldurmak sûretiyle yapılır. Arapça’da veşm kelimesiyle ifade edilen dövme, Hz. Peygamber tarafından yasaklanmış; dövme yapan ve yaptırana Allâh’ın lanet ettiği bildirilmiştir (Buharî, Libas, 87; Müslim, Libas, 119-120).
 
Duâ
Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.
 
Ecel
Allah tarafından her canlı için önceden takdir edilen hayat süresi ve bu sürenin sonu olan ölüm vakti demektir. Ecel, ölüm (A’râf, 7/34), muayyen vakit (Kasas, 28/28), helak etme (A’râf, 7/185), iddet bekleme (Bakara, 2/231) ve ceza gibi (Nûh, 71/4) muhtelif anlamlarda Kur’ân’ı Kerim’in 34 ayrı yerinde geçmektedir. Allah’ın takdir ettiği ömrün sona erdiği andır.
 
Ecir
Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafattır.
 
Fısk
Fısk kelimesinin Arap dilindeki asıl anlamı bir şeyden çıkmaktır. Din ıstılahında; doğru yoldan sapmak, isyân etmek, Allah’ın emir ve yasaklarına uymamak, günah ve suç işlemek anlamlarına gelir. “Fısk” kavramı, bu anlamını Kur’ân’ın inmesi ile kazanmıştır. Şirk, küfür ve nifak “fısk” olduğu gibi günah ve haram olan fiilleri işlemek de fısktır.
 
 
Fidye
Sözlükte “bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel” anlamına gelen fidye, bir fıkıh terimi olarak, esaretten kurtulmak için ödenen bedeli veya bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya da edası sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde ödenen dinî-malî yükümlülüğü ifade eder.
 


Etiketler; #merve gür
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.