Baykuşlar ve Nuşirevan

Adaletiyle meşhur İran hükümdarlarından Nuşirevan tahta geçtiği ilk yıllarda...

275 0

Merve GÜR

Merve GÜR

Adaletiyle meşhur İran hükümdarlarından Nuşirevan tahta geçtiği ilk yıllarda, halka karşı o kadar zalim ve gaddarca davranmış, o kadar zevk-ü sefasına düşkünmüş ki, millet artık canından bıkar hale gelmiş, en ufak ses çıkaran olsa kellesi gidermiş. İşte bu zalim hükümdar Nuşirevan, bir gün maiyetiyle beraber ava çıkmıştı. Yanında gayet zeki bir de veziri vardı. Avlanırken bir ara diğerlerinden ayrılan hükümdar, yanında veziri olduğu halde bir suyun başına varıp atından indi ve bir müddet istirahata çekildi. Yeşillikler üzerinde otururlarken, iki baykuş gelip yakınlarına kondu ve ötmeye başladılar.
Baykuşların o nağmeleri Nuşirevan'ın hoşuna gitmiş olacak ki, vezirine:
-İnsan şu kuşların dilinden anlasa da ne dediklerini bilse... Kimbilir bu kuşlar şimdi neler söylüyorlardır? dedi.
 
Vezirin, derdini anlatması için büyük fırsat doğmuştu:
-Sultanım ben bu kuşların ne dediklerini biliyorum. Eğer müsaade eder ve beni bağışlarsanız, bu kuşların ne söylediklerini size bildireyim, dedi.
Nuşirevan, hayretle:
-Gazabımdan emin olabilirsin, anlat, dedi.
Vezir:
-Sultanım affınıza sığınarak arzediyorum. Bu kuşların birisi, diğerinin kızını oğluna istiyor. Öbürü de; tabiiyeti icabı kızımı sana veririm, yalnız başlık parası olarak bir harabe isterim, diyor. Oğlanın babası ise bu halinden memnun vaziyette; deliye bak, Nuşirevan hükümdar olduğu müddetçe, ben sana bir değil on harabe veririm. Yeter ki sen kızı oğluma ver diyor. İşte padişahım kuşların konuştukları bundan ibarettir, dedi.
Nuşirevan vezirinden memnun olmuştu, ne demek istediğini anladı ve doğruca avdan sarayına dönerek, o andan itibaren hal ve vaziyetini tamamen değiştirdi. Öyle adil, öyle halkını gözetir oldu ki öleceği zaman Nuşirevan'ın memleketinde bir tane harabe kalmamış, her yer mâmur ve müreffeh olmuştu.
 
***
 
kısa dini bilgiler
Din
Hür iradeleriyle inanan akıl sahibi insanları, en iyiye, en doğruya, en güzele ve ebedî mutluluğa ulaştıran ilahî kanunlar bütünüdür.
 
Dört Büyük Melek
Cebrail: Allah’tan vahiy getiren melektir.
Mikail: Evrendeki tabiat olayları, ve canlıların rızıkları ile görevli melektir.
İsrafil: Kıyametin kopması ve insanların kabirlerinden kalkması için “Suré’a üflemekle görevli melektir.
Azrail: Canlıların ruhlarını almakla görevli melektir.
 
Dört Büyük Kitab
Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır.
 
Dövme
İnsan cildinde boya maddesiyle yapılan kalıcı şekillere dövme denir. Dövme, deride yan yana küçük delikler açılıp içine boyalı maddeler doldurmak sûretiyle yapılır. Arapça’da veşm kelimesiyle ifade edilen dövme, Hz. Peygamber tarafından yasaklanmış; dövme yapan ve yaptırana Allâh’ın lanet ettiği bildirilmiştir (Buharî, Libas, 87; Müslim, Libas, 119-120).
 
Duâ
Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.
 
Ecel
Allah tarafından her canlı için önceden takdir edilen hayat süresi ve bu sürenin sonu olan ölüm vakti demektir. Ecel, ölüm (A’râf, 7/34), muayyen vakit (Kasas, 28/28), helak etme (A’râf, 7/185), iddet bekleme (Bakara, 2/231) ve ceza gibi (Nûh, 71/4) muhtelif anlamlarda Kur’ân’ı Kerim’in 34 ayrı yerinde geçmektedir. Allah’ın takdir ettiği ömrün sona erdiği andır.
 
Ecir
Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafattır.
 
Ehl-i Beyt
Ev halkı anlamına gelen bu terim İslâm tarihinde Hz.Peygamber’in aile fertleri için kullanılmıştır. Ev halkı ya da ehl-i beyt ifâdesiyle aileyi teşkil eden ev sahibi, onun eşi, çocukları ve torunları anlaşılmaktadır.
 
Ehl-i Sünnet
Îmân, İslâm ve Hak yolunda olan ya da Kitap ve sünnete uygunluğu kabul edilen bir mezhebe tabi olanlar için kullanılan bir kavramdır. Selefiyye, Maturîdiyye ve Eş’ariyye, ehl-i sünnet mezhepleridir.
 
Ezan
Namaz vakitlerinin girdiğini bildirmek üzere müezzin tarafından okunan ve özel sözlerden oluşan dini bir davettir.
 
Fasık
Sözlükte “bir şeyden çıkan” anlamına gelen fâsık kavramı, din ıstılahında, inkâr edenlere ve îman ettiği halde Allah ve Peygamber’e itâat etmeyen, dinî görevlerini terk eden ve günah fiilleri işleyenlere denir. Her kâfir fâsıktır, ancak her fâsık kâfir olmayabilir. Âsi mü’min fâsıktır ama kâfir değildir.
 
Farz
Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir
 
***
 
 

“Selâm” lafzıyla yapılan ve hayırlı yaşam temennisi anlamına gelen) bir tahiyye ile selâmlandığınız zaman, (o selâma karşılık olarak) ya ondan daha güzeliyle tahiyyede bulunun veya onu (aynen) iade edin! Şüphesiz ki Allâh (selâm dâhil) her şeye karşı dâima (kullarını hakkıyla hesaba çekecek bir) Hasîb olmuştur. (en-Nisâ Sûresi:86)
Yahudilerin, Müslümanları en çok kıskandığı üç önemli konudan biri olma özelliği taşıyan “Tahiyye ve Selam” mevzuunun hükümlerini, hikmetlerini, fazîletine delâlet eden âyet-i kerîmelerle hadîs-i şerîfleri ve İslâm selâmının diğer bütün karşılama lafızlarından aklen ve naklen üstünlüğünün delillerini tüm tafsîlâtıyla görebilmek için bakınız: Rûhu’l-Furkan Tefsîri: 5/428-476
 
 
 
****
 
Abdullah ibn-i Selâm (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır: Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Medine-i Münevvere’ye teşriflerini duyduğumda insan kalabalığı arasına girerek ona baktım, yüzünü gördüğümde onun yüzünün bir yalancı yüzü olmadığını anladım. Onun ilk sözü şu oldu:
 
“Ey insanlar! Selâmı yayın, yemek yedirin, sıla-i rahim yapın (akrabayı ziyaret edin) ve insanlar uyurken geceleri namaz kılın ki, selâmetle cennete giresiniz.” (Tirmizî, Kıyamet:42, No. 2485, 4/652)
 


Etiketler; #merve gür
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.