İbrahim (a.s) ve Cebrail

Yüce Allah (c.c.) İbrahim Peygamber'i kendine dost ilan ettiğinde meleklerin şöyle bir sorusuna muhatap olur:

763 0

Merve GÜR

Merve GÜR

Yüce Allah (c.c.) İbrahim Peygamber'i kendine dost ilan ettiğinde meleklerin şöyle bir sorusuna muhatap olur:
 
- Ya Rabbi! İbrahim'in karısı, çocuğu ve malı var. O bunlar ile meşgul olurken nasıl olup da O'nu dost edindiniz?
 
 Yüce Allah (c.c.) meleklere: "Siz kulum İbrahim'in ne şekline, ne malına, ne de çoluk çocuğuna değil; O'nun sadece yüreğinde taşıdığı coşkun imanına ve işlediği iyi amellerine bakın, kendisini bunlara göre değerlendirin. Dostum İbrahim'in yüreğinde benden başka herhangi bir fani varlığın sevgisini asla bulamayacaksınız. İsterseniz gidip bir deneyin" diye cevap verdi.
 
Bunun üzerine Cebrail (a.s.)insan kılığına bürünerek İbrahim Peygamber'i denemek için yanına varır.  ( İbrahim Peygamber'in büyük bir koyun sürüsü vardır. Koyunlarını canavarlara karşı korumak ve avlanmak için on iki köpek beslemektedir. Varın siz buna  göre koyunlarının sayısını çıkarın. Her köpeğin boynunda altından tasma bulunmaktadır. Hz. İbrahim (a.s.) bu hareketiyle dünya malının pislik olduğunu ve ancak köpeklere yaraşacağını ortaya dökmek istemektedir. İbrahim Peygamber kırda otlamak için yayılan koyun sürüsünü daima yüksek bir tepe üzerinden gözetlemektedir.
 
 İşte İbrahim peygamber tepe üzerinden koyun sürüsünü kontrol ederken Cebrail (a.s.) yanına gelir, selâm verir. Ardından da aşağıda geniş bir alanı toplayarak atlamakta olan koyunları süzdükten sonra, "Ey İbrahim! Bu muazzam koyun sürüsü kimin?" diye sorar.
 
 Bir an olsun yüce Allah'ı aklından çıkarmayan İbrahim Peygamber bu soruya, "Şimdilik benim, fakat gerçekte her şeyin ortaksız sahibi olan Allah'ındır" diye cevap verir.
 
 Daha sonra Cebrail ile Hz. İbrahim (a.s.) arasında şu konuşma geçer:
 
 Cebrail:
 
  Bu koyunlardan bana bir tane hediye eder misiniz?
 
 Hz. İbrahim:
 
  Allah'ın adını anarsanız, alın üçte biri sizin olsun.
 
 Cebrail:
 
  Cebrail'in, diğer meleklerin Rabbi ve biz tüm varlıkların Rabbi olan Allah gerçekten kutsal ve her türlü noksanlıklardan uzat ve beri olan yüce yaratandır.
 
 Hz. İbrahim:
 
  Allah'ın adını ikinci bir defa daha anarsanız bu defa da yarısını alın, sizin olsun.
 
 Cebrail:
 
   Cebrail'in, diğer meleklerin Rabbi ve biz tüm varlıkların Rabbi olan Allah (c.c.) gerçekten kutsal ve her türlü noksanlıklardan uzak ve beridir.
 
 Hz İbrahim:
 
  Üçüncü olarak bir daha Allah'ı anarsanız, buyurun bütün koyun sürüsü sizin olsun. Hem de çobanları ve köpekleriyle birlikte alın.
 
 Cebrail (a.s.) Allah'ı aynı şekilde bir daha andı.
 
 Sonra Hz. İbrahim:
 
  Dördüncü olarak bir defa daha anarsan bu sefer de senin kölen olurum.
 
 Cebrail (a.s.) tekrar andı. Ardından yüce Allah (c.c.), "Ey Cebrail! dostumu nasıl buldun?" diye seslenince o da, "Çok sadık ve iyi bir dost ya Rabbi!" diye karşılık verdi.
 
 İbrahim peygamber bütün dediklerini yerine getiren bu yabancının huzurunda çobanlarını çağırdı ve onlara, "Koyunlar arkadaşımındır. Nereye gitmek istiyorsa koyunları peşinden sürün. Çünkü koyun sürüsü ve sizler artık bu arkadaşın malısınız" diye talimat verdi.
 
 Tam o sırada Cebrail (a.s.), "Ey İbrahim! Ben Cebrail'im. Seni denemek için buraya gelmiş bulunuyorum. Bunlar bana lâzım değil" diyerek kendini tanıttı. Buna karşılık İbrahim peygamber ise, "Ben Allah dostuyum. Hediye ettiğimi asla geri almam" diye karşılık verdi.
 
 Bunun üzerine yüce Allah (c.c.) İbrahim Peygamber'e şöyle emretti:
 
  Ey İbrahim! O koyun sürüsünü sat. Paralıyla da tarla ve arsa alarak bir vakıf kur. Böylece oradan fakir, zengin herkes yesin içsin.
 
  (Müskat-ül Envar)
 
***
 
Ey (nefsânî arzuların karışımından arınmış) hâlis akıllara sahip olanlar! (Öldüreni öldürerek uygulayacağınız) kısasta sizin için büyük bir hayat vardır. Tâ ki siz (kısastan korkarak cana kıymaktan) iyice sakınasınız! (el-Bakara Sûresi:179)
 
İslâm hükümleri içinde en çok itiraz konusu olan ve inkâr edenlerin dinden çıkmasına sebebiyet veren “Kısas” mevzuunun hüküm ve hikmetlerinin tafsilâtı için bakınız: Rûhu’l-Furkan Tefsîri:2/236-249
 
***
 
Abdullah (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır: “Bizler, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in maiyetinde (evlenmek için) hiç bir imkân bulamayan birtakım gençlerdik. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bize:
 
“Ey gençler zümresi! Evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan en çok meneder (korur), ferci (tenasül uzvunu) de en iyi korur. Evlenmeye gücü yetmeyen de, oruca devam etsin. Çünkü oruç tutmak, kişi için bir eneme (şehveti kıran bir şey)dir” buyurdu. (Buharî, Nikah, 2,3,6/117, Savm:20, Müslim, Nikah:l,3)
 
***
 
 
KISA DİNİ BİLGİLER
 
Fasık
Sözlükte “bir şeyden çıkan” anlamına gelen fâsık kavramı, din ıstılahında, inkâr edenlere ve îman ettiği halde Allah ve Peygamber’e itâat etmeyen, dinî görevlerini terk eden ve günah fiilleri işleyenlere denir. Her kâfir fâsıktır, ancak her fâsık kâfir olmayabilir. Âsi mü’min fâsıktır ama kâfir değildir.
 
Farz
Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir
 
Fatiha
Kur’ân’ın birinci sûresinin adıdır. Sûreye, indirilişinde, tertibinde, yazılışında ve namazda okunuşunda ilk olduğu için Fâtihatü’l-Kitap (Kitabın başı); her türlü övgü Allah’a mahsustur anlamına gelen “el-hamdü lillâhi” ile başladığı için el-Hamd, el-Hamdü lillah; Kur’ân’ın mukaddimesi, ön sözü ve özeti mesabesinde olduğu için Ümmü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın anası), el-Esas (Kur’ân’ın esası); yedi âyetten oluştuğu ve her fırsatta tekrar tekrar okunduğu için Seb’u’l-Mesânî; namazda bölünmeden tamamı okunduğu için el-Vâfiye; namazda sadece Fâtiha okunularak yetinilebildiği için el-Kâfiye”; okuyan kimse Allâh’a şükür ve dua yapmış olduğu için şükür ve dua sûresi; her namazda okunduğu için salât (namaz) sûresi; dertlere deva olduğu için eş-Şifa; arşın hazinelerinden bir hazine olduğu için el-Kenz ismi verilmiştir.
 
Fetanet
Peygamberlerin zeki ve dikkatli olduklarını belirten bir sıfattır. Yüce Allah gönderdiği bütün Peygamberlerine üstün bir zeka, büyük bir dikkat ve olgunlaşmış bir akıl ihsan etmiştir. Böylece Allah’tan aldıkları vahyi kavrayacak bir idrak gücüne sahip olmuşlardır.
 
Fıkıh
“Bir şeyi bilmek, derinlemesine kavramak, tam olarak anlamak” gibi manalara gelen fıkıh, ıstılahta, İslâm’ın kişisel ve sosyal hayata dair amelî hükümlerini bilmeyi ve bu konuyu inceleyen bir ilim dalını ifade eder. Fıkıh kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de, çeşitli fiil kalıplarıyla yirmi yerde geçmekte olup, bir şeyi iyi ve tam olarak anlamak, bir şeyin hakikatini bilmek ve akıl etmek gibi anlamlarda kullanılmıştır.
 
----


Etiketler; #merve gür
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.