İdamdan İslama

Rasul-i Ekrem s.a.v.'in Mekke'yi fethettiği gün, İslâm düşmanı Ebu Cehl'in idam fermanı verilmiş oğlu İkrime, ölüm korkusuyla kaçıp Yemen tarafına gitmişti.

2127 0

Merve GÜR

Merve GÜR

Rasul-i Ekrem s.a.v.'in Mekke'yi fethettiği gün, İslâm düşmanı Ebu Cehl'in idam fermanı verilmiş oğlu İkrime, ölüm korkusuyla kaçıp Yemen tarafına gitmişti. Onun eşi Ümmü Hakîm ise müslüman olmuş ve İkrime'nin bağışlanmasını Rasulullah'tan istirham etmişti.
Allah Rasulü s.a.v., İkrime için güvenlik garantisi verince, hanımı Ümmü Hakim onu aramaya çıktı. Tihâme sahillerinde deniz yolculuğu sırası müslüman bir kaptanla görüşmekte olan İkrime'yi buldu. Kaptan ona diyor ki:
 
- Lâ ilâhe illallah Muhammeden Rasulullah de, canını kurtarıver!
 
İkrime şu karşılığı veriyordu:
 
- Ben de zaten bunu için kaçıyorum...
 
O sırada İkrime'nin karısı ortaya çıkarak şu haberi verdi:
 
- Ben insanların en iyisi ve en hayırlısının yanından geliyorum. Onunla konuştum, o sana eman verdi, seni güvenceye aldı. Gel gidelim, kendine kıyma!
 
Beraber yola çıktılar. Bir konaklama yerinde İkrime, eşiyle birlikte olmak istedi. Kadın onu şiddetle reddetti:
 
- Olmaz! Ben müslümanım sen ise kâfirsin, deyince İkrime:
 
- Doğrusu, seni benden uzaklaştıran şey, gerçekten önemli olmalı, dedi.
 
İkrime Mekke'ye yaklaşınca, Rasulullah ashabına şöyle dedi:
 
- Ebu Cehl'in oğlu İkrime, mümin ve muhacir olarak size geliyor. Sakın babasına sövmeyiniz. Çünkü ölüye sövmek ona ulaşmaz, diriye zarar verir.
 
Rasul-i Ekrem s.a.v. İkrime'yi görünce sevinçle onu karşıladı. İkrime sordu:
 
- Ey Muhammed! Sen beni neye davet ediyorsun?
 
- Allah'tan başka ilâh olmadığına, benim O'nun kulu ve Rasulü olduğuma inanmaya, namaz kılmaya ve zekât vermeye... davet ediyorum.
 
- Vallahi sen sadece hakka davet ediyor, iyi ve güzeli emrediyorsun. Sen peygamber olmadan önce de bizim en doğrumuz ve en iyimizdin.
 
İkrime bu konuşmadan sonra Allah Rasulü s.a.v.'in elinden tuttu, Kelime-i Şehâdet söyleyip müslüman oldu.
 
***
 
Vakit Geldi
 
Cüneyd-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu. Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı. Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî'nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî'ye şöyle dedi:
 
"Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki:
"Müminin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allahü teâlânın nûru ile bakar." Bunun mânâsı nedir?"
 
Cüneyd-i Bağdâdî bir müddet sustu. Sonra başını kaldırıp;
 
"Müslüman ol. Müslüman olmak zamânın geldi." buyurdu. Meğer o genç hıristiyan imiş. Hemen zünnârını kesip orada müslüman oldu.
 
İmâm-ı Yâfiî buyuruyor ki: "İnsanlar, bu hâdisede, Cüneyd-i Bağdâdî'nin bir kerâmeti var zanneder. Halbuki, bu hâdisede onun iki kerâmeti vardır. Birisi, o gencin hıristiyan olduğunu bilmesi, diğeri de, gencin, müslüman olma vaktinin geldiğini bilmesidir."
 
Kaynak: Evliyalar Ansiklopedisi, İhlas Yayınları
 
***
 
Kısa dini bilgiler
 
Ahde Vefa
Ahde vefâ, îmân ederek Allâh ile ahidleşmiş ve kendisini hür iradesiyle sadakat yükümlülüğü altına sokmuş olan müminin ahlâkî bir borcudur. İster insanlara, ister Allâh’a karşı verilmiş olsun her ahid ve söz, yükümlülük şartlarını taşıyan her insanı borçlu ve sorumlu kılar. Bu sorumluluğun yerine getirilmesine ahde vefâ veya ahde riâyet denilir.
 
Amentü
Ehl-i sünnet inancı açısından mü’minlerin îmân esaslarını ana hatlarıyle ifâde eden özel bir kavramdır. Arapça’da “âmene” fiilinin birinci tekil şahsı olup Türkçe karşılığı “îmân ettim” demektir. Kur’ân’da üç yerde; kişinin îmânını açıklarken kullandığı bir ifâde olarak geçmektedir.
 
Bey’at
Bağlılık, itimat bildirmek anlamlarına gelir. Hz. Peygamber, kendini tasdik edenlerden sadakat yemini almıştır. Kur’ân-ı Kerim’de, “Gerçekte sana bey’at edenler, Allâh’a bey’at etmiş olurlar” (Fetih, 48/10) buyurulmaktadır.
 
Beytullah
Allah’ın evi demektir. Allah’ın evinden maksat Ka’be’dir. Ka’be’ye Beytullah denildiği gibi Beytü’l-Harem, (harem evi) Beytü’l-Muazzam (muazzam ev) Beyt-i Şerîf (şerefli ev) Harem-i Şerîf (şerefli harem) de denir. Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe’nin diğer adıdır.
 
***
 
Ey iman etmiş olan kimseler! (Emirlerime karşı itaat ve) teslimiyete (sadece görünüşte değil, içiniz ve dışınızla) topluca girin! İslâm(î konular)a bir bütün olarak girin (de, dînî hükümler arasında ayrım gözetmeyin)! (Emirler ve yasaklar arasında ayırım yapıp, işinize gelmeyeni terk ederek) şeytanın izlerine uymayın. Çünkü şüphesiz o, sizin için apaçık bir düşmandır. (el-Bakara Sûresi:208)
 


Etiketler; #merve gür
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.