Mal ve Servetin Bekçisi Zekat

Bir gün etrafına halkalanan sahabilere Peygamber (s.a.v) 'zekat, mal ve servetin koruyucusudur, bekçisidir' diyen hadisi söylerken yanlarına bir Hıristiyan tüccar uğradı.

1154 0

Merve GÜR

Merve GÜR

Bir gün etrafına halkalanan sahabilere Peygamber (s.a.v) "zekat, mal ve servetin koruyucusudur, bekçisidir" diyen hadisi söylerken yanlarına bir Hıristiyan tüccar uğradı. Zekat hakkında Peygamberimizin bütün söylediklerini dinledikten sonra kalkıp giderek zekatını verdi.
  
Bu hıristiyan tüccarın bir de ortağı vardı ki, o sırada Mısır'a ticarete gitmişti. O devirde ticaret kervanlarla yapıldığından hırsızlar, sürekli olarak kervanların yolunu kesip paralarını soyuyorlardı. Tüccar da içinden şöyle geçirmişti. "Eğer Muhammed'in söyledikleri doğru ise ortağım malı ile birlikte sağ salim döner, ben de iman edip müslüman olurum. Yok eğer Muhammed yalan söyleyip de milleti kandırıyorsa, ortağım sağ salim dönmez onu yolda hırsızlar soyarlar ki, ben de o zaman kılıcımı çekip Muhammed'e cevap vereceğim."
  
Bir aralık kervandan bir mektup gelir. Hırsızlar kervanın yolunu kesmiş, bütün ağırlıklarını soyup kaçmışlar. Ne mal, ne elbise, hiçbir şey bırakmamışlar.
  
Mektubun bu satırlarını okur okumaz derin bir üzüntüye garkolan Hıristiyan tüccar hemen kılıcını kuşanır, Peygamber'e savaş açmak üzüre yola koyulur. Tam yola çıkacağı sırada ortağından ikinci bir mektup alır, "Arkadaşım, sakın üzülme" der. Hırsızlar kervanın önünü kestiklerinde ben kervanın epey arkasındaydım. Bana hiç bir şey olmadı. Ben ve bütün mallarımız kurtulduk. Yakında geleceğim, selamlar..."
  
Bunun üzerine Peygamber'n hak ve doğru söylediğine inanan Hıristiyan tüccar, Peygamber'e (s.a.v.) vararak, "Ey Allah'ın Rasulü!.." der. "Bana İslamiyeti açıklayın iman edeceğim."
  
Açıklanınca da imana gelerek, İslam bayrağı altına girer ve böylece üstün insanlık şerefini kazanmış olur.
 
Ravzatül Ulema
 
 
***
 
Abdest
Namazın şartlarından birisi olan abdest, vücudun belirli uzuvlarını usulüne uygun olarak yıkamak veya meshetmektir. Manevî temizlik ve namaz başta olmak üzere ibadetlere ruhen ve bedenen hazırlık mahiyetinde olan abdest, aynı zamanda maddî bir temizlenme vasıtasıdır.
 
Adak
Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.
 
Ahlak
“İnsanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevî vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının bütününe” verilen addır. İslâm ahlâkının kaynağı Kur’ân ve sünnettir.
 
Arasat (Meydanı)
Kıyâmetin kopmasından sonra diriltilecek olan insanların, dünyadaki inanç, söz, fiil ve davranışlarından sorguya çekilmek üzere sevk edilecekleri yerin adına denir. Bu mekâna mahşer ve mevkif de denir.
 
Allahümme
“Allâh’ım!” “Yâ Allâh!” anlamına gelen bir nida cümlesidir. Cümlenin sonundaki mim, “Yâ” nida harfinden bedeldir. “Mim” ile “Yâ” birlikte kullanılmaz. “Yâ Allah!” veya “Allâhümme” denir.
 
Abes
Kişiye dünya ve âhirette herhangi bir yarar sağlamayan söz, iş ve davranış anlamındadır. Kimseye faydası dokunmayan veya dini gaye taşımayan söz ve davranış abes sayılır.
 
Arş
Arş (çoğulu urûş); ıstılahta, gerçek mahiyetini, ölçü ve sınırını insan aklının kavrayamayacağı, gerçek içeriğini sadece Yüce Allah’ın bildiği, bütün âlem denilen yeri, gökleri, cenneti, cehennemi, sidreyi, kürsiyi kaplayan ilâhî taht ve hükümranlık demektir.
 
Avret
İnsan vücudunda örtülmesi farz, görünmesi ve gösterilmesi yasak olan, başkaları tarafından da bakılması haram olan yerlere denir. Avret yerlerini örtmek, namazın şartlarından biridir. Buna “setr-i avret” denir. Erkeğin avret yerleri, diz kapağı ile göbeği arasıdır. Kadınların avret mahalli ise, el ile yüz dışındaki bütün uzuvlarıdır.
 
***
 
Abdullah (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır: “Bizler, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in maiyetinde (evlenmek için) hiç bir imkân bulamayan birtakım gençlerdik. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bize:
 
“Ey gençler zümresi! Evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan en çok meneder (korur), ferci (tenasül uzvunu) de en iyi korur. Evlenmeye gücü yetmeyen de, oruca devam etsin. Çünkü oruç tutmak, kişi için bir eneme (şehveti kıran bir şey)dir” buyurdu. (Buharî, Nikah, 2,3,6/117, Savm:20, Müslim, Nikah:l,3)
 
***
 
Ey iman etmiş olan kimseler! (Emirlerime karşı itaat ve) teslimiyete (sadece görünüşte değil, içiniz ve dışınızla) topluca girin! İslâm(î konular)a bir bütün olarak girin (de, dînî hükümler arasında ayrım gözetmeyin)! (Emirler ve yasaklar arasında ayırım yapıp, işinize gelmeyeni terk ederek) şeytanın izlerine uymayın. Çünkü şüphesiz o, sizin için apaçık bir düşmandır. (el-Bakara Sûresi:208)
 


Etiketler; #merve gür
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.