Reklam

BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT

.

3897 0

Merve GÜR

Merve GÜR

Yüz kişilik Osmanlı mücahit gücünün savunduğu Girijkal kalesi (1555 yıllarında) bini aşkın düşmanın saldırısına uğramıştı. Bu savaşta şehit düşen Deli Mehmed isimli bir dervişin macerası da o savaşta bulunan Girijgal kadısı tarafından bir destanla anlatılmıştır. Yaşanmış gerçeği anlatan bu destanın yüz beyit kadarı da Peçevî Tarihi’nde yer almıştır. Usta hikâyeci Ömer Seyfettin ise (ö.1920) bu tarihî hadiseyi Peçevî’den alarak “Başını Vermeyen Şehit” adıyla on beş sayfalık güzel bir hikâye şekline çevirmiştir. Bu dokunaklı hikâyenin can alıcı kısmı özetle şöyledir:
“… Kuru Kadı eliyle hisarın kapısını açtı. Girijgal gazileri Allah Allah naralarıyla müthiş bir umman tuğyanı gibi fışkırdılar. İki koldan hücum olunuyordu. Kollardan birine Deli Hüsrev, birine Deli Mehmed baş olmuştu. Deli Mehmed’le Deli Hüsrev’in takımları düşmanı kaçırmamak için iyice sarıyordu. Kuru Kadı cübbesini atmıştı. Elinde kılıç, gazilerin arkasında yürüyordu…
 
Kuru Kadı’nın gözleri Deli Mehmed’i aradı. Bakındı, bakındı, göremedi. Düşman safına karışıp kaynaşan kolun arkasında iri bir vücut yere uzanmıştı. Siyah, yüksek atlı bir şövalye, uzun bir kargıyı bu uzanmış vücuda saplıyordu… Şövalye atından inmiş, kargıladığı şehidin başını teninden ayırmıştı. Bir anda bu kestiği baş elinde, yine bir ifrit gibi şahlanan atına sıçradı. Kaçacaktı. Kuru Kadı bütün kuvvetiyle ona yetişmek için koşarken baktı ki solu ilerisinde Deli Hüsrev kalkanını sallayarak avazı çıktığı kadar bağırıyor:
 
– Mehmed, Mehmed!.. Canını verdin başını verme Mehmed!..
 
Kuru Kadı: “Vah, Deli Mehmedmiş!” diye olduğu yerde dikildi kaldı. Durur durmaz, o an kırk adım kadar yaklaştığı kesik başlı şehidin yerden fırladığını gördü. Nefesi tutuldu, şaşırdı. Bu başsız vücut uçar gibi koşuyordu. Kendi kellesini götüren zırhlı şövalyeye yetişti. Eliyle öyle bir vuruş vurdu ki, lâin hemen yüksek atından tepesi üstü yuvarlandı. Götürmek istediği baş elinden düştü. Deli Mehmed’in başsız vücudu canlıymış gibi eğildi, yerden kendi kesik başını aldı. Hemen oracığa yorgun bir kahraman gibi uzanıverdi. Bunu Kuru Kadı’dan başka kimse görmemişti. Herkes kaçan düşmanı kovalıyordu.”
 
Ömer Seyfeddin, Seçme Hikâyeler (İstanbul 1993), 1/3-17; Peçevî Tarihi (Ankara 1992), 1/252-57.
 
****

İstişare
Sözlükte “birine bir konuyu danışmak, görüşünü sormak” demektir. “Şûra” ve “müşâvere” kelimeleri ile eş anlamdadır. İşleri danışarak yapmak İslâm’ın temel ilkelerinden biridir. Kur’ân’da Hz. Muhammed (a.s.)’e, dolayısıyla bütün mü’minlere hitâben; “(Yapacağın) iş (ler) hakkında onlara (ashabına) danış. Azmedip karar verince de Allah’a dayanıp güven…” (Âl-i İmrân, 3/159) buyurulmuştur.
 
İtikat
Sözlükte “inanmak, doğruluğuna kalben kararlı olmak, gönülden tasdik ederek inanmak ve zihnin kesin olarak hüküm verdiği şey” anlamına gelir. İslâm dininin ihtiva ettiği konularla ilgili genel sınıflandırma yapılırken, itikad, ibadet, ahlâk ve muamelat olarak açıklanmıştır. Buna göre itikad; îmân esasları ve buna ilişkin tasdik, inkâr, küfür vs. hususların detaylı bir biçimde tartışılmasını sağlayan hüküm ve prensiplerdir.
 
İttika (Takva)
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı korumaya almak anlamındaki “vikâye” kökünden gelen ittikâ; sözlükte; kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak, bunun gereği olarak korkmak ve çekinmek demektir. İttikânın isim şekline takva denir. Takva sadece Allah katında bir üstünlük derecesidir çünkü imanı bilen sadece Allah’tır.
 
Ka’be
Mekke’de Mescid-i Haram denilen Cami-i Şerîfin ortasında 13 m. yüksekliğinde, 11-12 m. eninde taştan yapılmış dört köşe bir binadır. Kur’ân’da Ka’be; bu ismin (Mâide, 5/97) dışında, el-beytü’l-haram (saygı evi) (Mâide, 5/2), el-beytü’l-muharrem (haram evi) (İbrâhim, 14/37; Mâide, 5/2), el-beytü’l-atîk (eski ev) (Hac, 22/29, 33), el-beytü’l-mamûr (imar edilmiş ev) (Tûr, 52/4) ve “el-beyt” (ev) (Bakara, 2/125, 127) isimleri ile zikredilmiştir.
 
......
 
Ey (nefsânî arzuların karışımından arınmış) hâlis akıllara sahip olanlar! (Öldüreni öldürerek uygulayacağınız) kısasta sizin için büyük bir hayat vardır. Tâ ki siz (kısastan korkarak cana kıymaktan) iyice sakınasınız! (el-Bakara Sûresi:179)
 
İslâm hükümleri içinde en çok itiraz konusu olan ve inkâr edenlerin dinden çıkmasına sebebiyet veren “Kısas” mevzuunun hüküm ve hikmetlerinin tafsilâtı için bakınız: Rûhu’l-Furkan Tefsîri:2/236-249
 
***


Etiketler; #merve gür
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.