Reklam

YİNE DE DOĞA

.

222 0

Şemsettin Solak

Şemsettin Solak


Var olduğumuz günden beri doğa bize eşlik ediyor. Bizleri büyülüyor. Enteresan halleri takibe yöneltiyor. Bizler huzur içinde yaşayalım diye yaratılmış. Doğadan uzak kalmıyoruz. Her an içindeyiz. Gökyüzünün maviliği azalsa da, suyun rengi bulansa da ve toprak plastik kussa da doğacı olmak zorundayız. Çünkü onunla varız. Aman unutmayalım.
Çocukluğumuz boyunca çıplak ayağıyla topraklarda, çamurlarda koşturmuş, tarlasında çapa yapmış, onu sulamış, ekinler ve meyveleri doğalından yiyebilmiş bizler son örnekleriz. Özgürce kırlarda ve bayırlarda koşturan, saatlerce dalında oturduğu ağacın meyvesini yüzü gözü boyanana dek yiyen, buz gibi dağ çeşmesinin suyunu kana kana içen, tertemiz derelerde yüzen bugünün anneleri ve babalarıyız. Küçücükken nasıl yaşanacağını öğrenen ve üretmenin önemini anlayan, tüketirken üretmenin zorluğunu düşünerek tutarlı olan, paylaşmanın kıymetini hayattan öğrenen kişileriz.
Böyle derken aklımıza hemen köyler geliyor. Eskinin ilçeleri ve şehirleri de köy gibiydi. Kepez küçük bir köydü desem kaçınız bilir?
Çocukluk yıllarımda ortaokula giderken kara kalem ile resim yapmayı seviyordum. Ancak teknik okullara yönelip teknik resim öğrenip ve Teknik öğretmenlik yapınca Karakalem resim yapmaya zaman ayıramadım. Bu günlerde karakalem resim kursuna gidiyorum. Resmin içine adeta dalıyorum. Küçük ayrıntıları yakaladıkça müthiş keyif alıyorum. Yaptığımı da öncelikle kendim beğenmeye çalışıyorum. Teknik eğitimde ‘’Önce kendin beğenmelisin, sen beğenirsen herkes beğenir’’ derdik. Her doğru atılan adım yavaş yavaş hedefe yaklaştırıyor. ‘’Hedef ne’’ derseniz. ‘’Hemen herkesin beğenebileceği karakalem çizgilerini bir araya getirmek’’ diyebilirim.
Kurs esnasında yağlı boya resim çalışması yapanlarla bir arada olma şansına da sahibim. Renklerin ahenginin insanın doğasına neler katabildiğini gözleyebiliyorum. Resim yapanlar huzurlu ve mutlu. Tüm resimler doğayla ilgili. Ya hasret kalınan ya da doyasıya yaşanan doğa manzaralar çiziliyor. Hepsi tertemiz hava, berrak deniz ve üzerine her düşenin yıkamadan yiyeceğimiz kadar temiz toprak resimleri. Temiz doğada meyve yıkanmaz!.
Çok ileri yaşlardaki bir delikanlının fırçasının dans ederek tuvale yöneldiğini görebiliyorum. Ağarmış saçlar sürekli gülümseyen yüzünün sırrını yaptığı resimler ele veriyor. İnsanlar resim de yapsalar doğayla mutlular. Beton yığınlarını üst üste bindirerek resim yapsak ancak mizah konusu olacaktır.
Betonların arasından zorlanarak büyüyen bir kır çiçeği bize doğanın önemini anlatıyor. Bizi kamçılıyor… Hızımızı doğal ortama ulaşınca kesiyoruz. Eğilerek suyunu içtiğimiz pınarlara ulaşınca dünyanın en mutlu insanı oluyoruz.
 Mikrofonsuz okunan ezan sesi, yağmur öncesi gök gürültüsü, bir eşeğin anırması, köpeklerin havlaması, deredeki şelale sesi ne kadar mutlu ediyor, değil mi? Hele kuru toprağa düşen yağmurun toprakla buluştuğunda ortaya yayılan koku harika değil mi?
Günümüz insanı olarak özellikle de ülkemizde kelimenin tam anlamıyla beton duvarlar arasında doğaya hasret yaşamamalıyız.
Hepimizden Hepimize Selam Olsun
 
 


Etiketler; #şemsettin solak