TÜİK rakamlarına göre Kasım ayı enflasyonu yıllık yüzde 21 ile en fazla artış gıdada oldu. Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya, enflasyon rakamlarını değerlendirerek fiyatlardaki istikrarı korumanın önemli olduğunu söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK verilerine göre yıllık yüzde 21 ile en fazla artışın gıdada olduğunun açıklanmasının ardından Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya, konuyla ilgili değerlendirmelerini aktardı. Kaya, tarım uygulamaları hakkında yapılması gerekenleri de paylaştı.  
 
‘’GIDANIN CİDDİ ŞEKİLDE ÖNEMİ ANLAŞILDI’’
Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya,  olaya geniş pencereden bakmak gerektiğini ve dünyada ile birlikte ülkemizde tarım her yıl değişip geliştiğini vurguladı. Kaya,‘’2019’dan 2020 yılına geçtiğimizde dünya çok ciddi şekilde bir hastalıkla karşı karşıya geldi ve bununla mücadele etmeye başladı. Ülkeler bu süreçte kendi halklarını koruyabilmek ve gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmek için önlemler almaya başladılar. Bu yüzden de gıdada bir dengesizlik oldu. Bir bakıyoruz, bazı gıdalarda fiyatlar geriye geldi, bazıları arttı gibi değişiklikler oldu. Biz genele baktığımızda gıdanın hayatımızda gerçek yerini anlamış olduk. Yaşamımıza devam edebilmemiz için bir şekilde gıdaya ulaşabilmemiz gerekiyor ve bunun için birilerinin üretmesi gerekiyor. Bir ara bir istikrarsızlık oldu; üretim devam edecek mi etmeyecek mi, çiftçi tarlaya gidebilecek mi yoksa onun da tarlaya gitmesi etkileyecek mi gibi etkileri oldu. Bu bütün dünyada da bu şekilde oldu ve sonuçta gıdanın ciddi şekilde önemi anlaşıldı” dedi.  

‘’OLMASI GEREKEN GERÇEK DEĞERLERİNE GELDİ’’
 TÜİK verileri ile ilgili sektörü değerlendiren Kaya, “Bu yüzdeye bakarken, geçmiş yıllara da bakmak gerekiyor. Geçmiş yıllarda gıdada fiyatlarımız istediğimiz seviyelerde değildi. Düşündüğümüz fiyatların oluşmamasından dolayı geride kalmıştı. Fiyatların şu anda gerçek fiyatlarına gelmesiyle yüzde 21 gibi bir rakam ortaya çıkmış oldu. Şu şekilde anlaşılmasın, bu yüzde gelecek senelerde artış gösterecek. Böyle düşünülmesin. Olması gereken gerçek değerlerine geldi ve bundan sonra istikrarlı bir şekilde burada tutabilirsek, üreticimiz de tüketicimiz de hayatından memnun olarak devam edecektir. TÜİK verilerinde en çok fiyatı artan ürün gıda ürünleri ama bakıyorsun en çok fiyatı düşenler de gıda ürünleri. Domatesin fiyatı çok artmış ama bakıyorsun limonun fiyatı da en çok düşmüş. Buna bakmak gerekiyor. Domates şu anda pazarda 8 liradan satılıyor ama bir ay önce 1 liradan almıştı, bunu tarla fiyatlarına göre söylüyorum. Bu fiyatların artışla devam edeceği düşünülmemeli. Tarım zor bir iş, meşakkatli bir iş. Biz üretimimize devam edelim ama fiyatlardaki istikrarı korumak kıymetli” diye ifade etti.  

“BİZ ÜRÜNLERİMİZİ GERÇEK FİYATLARDAN SATAMADIK’’”
Kaya, geçmiş dönemlerde ürün fiyatlarının dünyaya göre geride kaldığını söyleyerek, “Biz ürünlerimizi gerçek fiyatlardan satamadık’’ dedi.  Kaya, ‘’Pandemi ile beraber bizim ürettiğimiz ürünler gerçek değerlerine geldi. Enflasyon sadece gıdada değil. Geçen sene 10 bin TL ilaç makinesi bu sene 15 bin lira olmuş. Burada da gıdaların fiyatların artmasındaki en büyük sebep üreticilerin girdi fiyatlarının önlenemez şekilde artmasından kaynaklanıyor. Belki dünyaya göre ülkemizde gıda fiyatları daha çok arttı ama bizim kullandığımız hammadde, ürünler de dünyaya göre daha fazla arttı. Ülkemizdeki gıda fiyatlarının bu şekilde yükselişte olmasının sebebi de bizim girdi fiyatlarımızın artmasıdır. Maliyetlerin yukarı çıkmasıdır ve maliyeti yukarı çıkan ürün son tüketiciye gittiğinde fiyatı tabi ki geçmiş yıllara göre enflasyon oranında veya biraz daha üstünde karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

‘’TARIMI YÖNETMEK İÇİN TARIMI BİLMEK GEREKİYOR’’
Bu kapsamda en çok üreticilerin zarar gördüğünü söyleyen Kaya, üreticilerin gördüğü zararlara değinerek,  “Tarımı yönetmek için tarımı bilmek gerekiyor. Bilmesi için sahada olmuş olması gerekiyor ve doğru bilgiler alması gerekiyor. Tarımda en büyük sorunlardan bir tanesi hastalıkla mücadelede zaman zaman yalnız kalıyoruz, kaderimizle baş başa kalıyoruz. Sorun çözülmediğinde masraf ettiğimiz ürünleri alamadığımızda, masraflarımızla baş başa kalıyoruz. Ürünümüz yok ama masrafımız cebimizden çıkmış oluyor. Yine bir diğer sorunumuz girdi maliyetlerinin önlenemez artışı. Ekipman fiyatları yüzde 100 arttı. Gübre fiyatları yüzde 35 arttı. Gıda fiyatları yüzde 20 arttıysa, birçok makine ekipman yüzde 100 artı. Ama fiyatlar artmaya devam edecek demiyorum. Bir de piyasa da arz talep dengesi var. Bu arz-talep dengesini iyi kontrol etmek lazım. Burada üreticiyi de düşünmek lazım, tüketici de düşünmek lazım. Bizim önce şuna ihtiyacımız var; neye ne kadar ihtiyacımız var, ne üretebiliriz, yurtdışına ihracat ne kadar yapabiliriz? Bizim bunları bilmem lazım, sağlam bilgileri almış olmamız lazım. Bizim değil 2021’i 2030’ları konuşuyor olmamız lazım. 2025’te ne üretmemiz lazım, 2030’da ne üretmemiz lazım bunları konuşmamız lazım. Eğer planları istikrarlı ve doğru şekilde yapabilirsek, ne üretici ürününü ucuza satarak zarar eder, ne de tüketici tükettiği ürünü çok pahalıya alır. Bu dengeleri kurarken altyapısını oluşturmamız gerekiyor” dedi.  

‘’BÜTÜN GELİR KESİMLERİNİN ULAŞABİLİR OLMASINI SAVUNUYORUZ ‘’
Hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumak için ısrarla üzerinde durdukları fikirleri olduğunu dile getiren Kaya, ‘’Mutlaka bizim ürünlerimizde bir taban ve tavan fiyatlandırması oluşturulması gerekiyor” dedi. Kaya, “Üretici de tüketici de korunmalı. Yani biz üretirken 3 kalemde üretiyorsak 13 kalemde de tüketiciyiz. Biz aynı zamanda da tüketiciyiz. Bazen de ürün almaya gittiğimizde fiyatı ne kadar artmış, olmaması gerekir diyoruz. Biz aslında olaya tüketici olarak da bakıyoruz. Ülkede yaşayan vatandaşlar olarak ürünlere ulaşabileceğimiz fiyatlardan ulaşabilir olmamız gerekiyor. Bizim ürettiğimiz ürünlere bir kesim vatandaş ulaşamadığında aslında üzüntü duyuyoruz. Sonuçta herkesin ulaşması gerekiyor. Tarladan satış fiyatlarımız da aslında çok yüksek değil. Araya bir sürü aracı girince son tüketiciye bazı ürünler ulaşamayacakları fiyattan geliyor ve bazı vatandaşlar da o zaman ürünlere ulaşmakta zorluk çekiyor. Biz bundan da üzüntü yaşıyoruz. Bizim ürettiğimiz her kalem ürün bütün gelir kesimlerinin ulaşabilir olmasını savunuyoruz. Ülkemiz için de bizim içinde tüketici için de mantıklı olduğunu düşünüyoruz” diye fikirlerini belirtti.  

‘’HAVAMIZA, SUYUMUZA, TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKİYOR’’
Kaya, sağlıklı ürünlere yönelimle birlikte doğal kaynaklara da sahip çıkılmasını belirterek, “Biz bunu hep söylüyoruz; bundan sonra tarımın, gıda üretimin gideceği yer daha sağlıklı daha ön plana çıkacak ürünler olduğunu düşünüyoruz. İyi tarım uygulamalarının yapıldığı bir bölgede tarım yapmaktayız. Birçok ürün iyi tarım uygulamaları ile üretiliyor. Bu yönde bu üretimleri daha da arttırmamız ve tüketicilerin bize vermiş olduğu mesajı yerli yerinde uygulamamız gerekiyor. Bizim temiz suyumuza sahip çıkmamız gerekiyor. Bizim havamızı korumamız gerekiyor. Denizlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Bundan 100 yıl önce bunlar konuşulmuyordu. Son yüzyılda öyle zararlar vermişiz ki havamızı bozmuşuz, suyumuzun kalitemizi bozmuşuz. Bu böyle devam ederse temiz havanın satıldığı bir döneme gideceğiz. Bunu düşünmek istemiyorum. Dolayısıyla bizim bu doğal kaynaklarımıza sonuna kadar sahip çıkmamız gerekiyor. Dünyaya da örnek olmamız gerekiyor. Ben temiz üretimimizi, sağlıklı gıdayı tüketiciyle buluşturmamız için mutlaka havamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.

‘’TEMİZ BIRAKMAKLA MÜKELLEFİZ’’
 “Biz bunlara sahip değiliz, bunlar bize miras bırakılmış’’ diyen Kaya, ‘’Biz de bizden sonrakilere aynı titizlikle bırakmak zorundayız. Bu dünyada çok yaşasan 100 yıl yaşayacaksın ve 100 yıl yaşayacağın bir dünyayı bozup gitmenin anlamı yok. Bizden sonraki nesillere temiz bırakmakla mükellefiz. Öyle olmak zorunda” diye belirtti.


Hülya Öz