Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Çanakkale-Balıkesir Bölge Başkanı Ahmet Çelik, salgın ile birlikte turizmin durumunu değerlendirdi.

Pandemiden en çok etkilenen sektörlerden biri de turizm oldu. Çanakkale’de önemli gelirleri arasında turizm gelirleri gelmekteydi. Fakat pandemi ile birlikte ilimizde hem yerli hem de yabancı turist kaybı yaşandı. Turizm tüm dünyada durma noktasına geldi. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Çanakkale-Balıkesir Bölge Başkanı Ahmet Çelik, salgın ile birlikte gelinen turizmin durumunu değerlendirerek, Çanakkale’nin elinde olan değerler  olduğu  dile getirerek, ‘’Bunu tanıtmak ve daha ileriye götürmek için biraz cilalamak gerekiyor. Çanakkaleli turizmciler olarak da bununla ilgili yeterli bilgiye ve tecrübeye sahibiz” dedi.

EN ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK GÜVENLİ TURİZM SERTİFİKASI
TÜRSAB Balıkesir-Çanakkale Bölge Başkanı Ahmet Çelik, pandemi döneminde seyahat acentalarının mutlaka devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Çelik, “Turizm deyince aslında üç alt başlıktan biri seyahat, biri konaklama biri ise rehberlik hizmetleri. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Çanakkale-Balıkesir Bölge Başkanlığı olarak turizmin seyahat kısmıyla ilgileniyoruz. Dolayısıyla, seyahat acentaları, taşıma firmalarına veya kendi taşıma araçlarıyla ve profesyonel turist rehberlerine işveren ve bununla birlikte tedarikçi anlamında çalışan kuruluşlardır. Seyahat acentaları anlamında, pandemi sürecinde yaşadığımız en önemli değişiklik, devletimizin, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın güvenli sertifika olarak başlattığı çalışmadır. Hem Balıkesir hem Çanakkale’deki seyahat acentalarımız, bu belgelerini tamamladılar. Bir yandan Ulaştırma Bakanlığı’na da bağlıyız çünkü turlarımızda araç kullanıyoruz. Dolayısıyla ulaştırmada, koltuk kapasitesini yüzde 50 indirdik ve bu şekilde çalıştık. Sosyal mesafeyi araç içerisinde de uygulamış olduk bu şekilde. Kültür Bakanlığı’nın güvenli sertifika düzenlemesi altında detayları ile birlikte, araçlarımızda hijyene, maskeye, sertifikanın belirlediği bütün kurallara uyarak yeni bir düzene geçtik. Maske dağıtımı olmayan, dezenfektasyonu olmayan hiçbir aracımız yok. Bu entegrasyonu hem ülke çapında, hem de dünya çapında tamamlamış olduk. Bunun dışında dünyanın ayak uydurduğu ve takip ettiği birçok değişiklik anlamında da salgınla birlikte biz de kendimizi uyarlamaya çalıştık” dedi.  

“ÇANAKKALE ZENGİN BİR BÖLGE”
Çelik, pandemi öncesinde Çanakkale için önemli bir değer olan 2018 yılı Troya Yılına ve Troya rotasına  değinerek, “Bu süreçle, kamu kurum kuruluşları, özel teşebbüsler, topyekun hep birlikte tek yumruk olduk ve çok ciddi bir projenin arkasından koştuk. Bu projenin bazı çıktıları oldu. Bunların en başında Troya Müzesi oldu. Karanlık Liman yolu inşa edildi. Türkiye çapında bütün ulusal fuarlarda ve dünyadaki bütün uluslararası fuarlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın takip ettiği ‘Troia’ ismi ile tanıtım yapıldı. Altyapıdaki eksikliklerin tamamlandığı, tanıtım anlamında da dünyada ve Türkiye’de çok ciddi bir tanıtım faaliyetine girildiği bir süreç oldu. Bu sürecin de aslında sonuçlarına ve meyvelerini almaya başlayacağımız bir dönemin arifesinde salgın ile karşılaştık. Troya Antik Kentin girişlerindeki sayılarına bakacak olursak, 600 binlere vardı ve biz 2019-2020 yılında bir milyon sayısını göreceğimize inanıyorduk. Bu eksende çalışmıştık. Bunları beklerken karşımıza salgın çıktı ve elimizde olan değerlerden yola çıkarak hareket etmeye çalıştık. Salgın sürecinde, en çok butik turizmin, outdoor dediğimiz dışarıda yapılan aktivitelerin farkına varıldı ve bunların kıymeti arttı. Bizim bölgemiz zaten Kazdağlarından dolayı çok ciddi bir trekking destinasyonunda bulunuyor. Valilik öncülüğünde Troas Kültür Rotası gibi projeler var ve yine Troya Kültür Rotası adlı tanıtımı yapılmış, birçok kuruluşun desteklediği ayrı bir rota var. Bu rotalarda yürüyen insanlar var. Pandemi döneminde bile insanlar geldiler ve bu rotalarda yürüdüler. Rotalar anlamında Çanakkale zengin bir bölge” şeklinde konuştu.

‘’İLERİYE GÖTÜRMEK İÇİN BİRAZ CİLALAMAK GEREKİYOR’’
Dalış turizmi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini dile getiren Başkan Çelik, “Seyahat acentalarımız, Rusya’dan dalış turizmi ile ilgili dalgıçların getirildiği bir proje oldu. İlk defa yerli yabancı turistlerin, dalmak için Çanakkale’ye geldiğini gördük. Bu da salgın sürecinde outdoor dediğimiz aktivitelerdendi. Bununla birlikte bisiklet ayrı bir önem taşıyor. Çanakkale Belediyesi’nin belirlediği parkurlarda bisiklete binilebiliyor. Çanakkale’yi köylerine, yarımadaya ve Troya’ya bağlayan rotalar var. Yine bu rotalar tercih edilebilir. Yüzme, koşma, maraton gibi değerler Çanakkale’nin elinde olan değerler ve bunları devam ettiriyor. Dolayısıyla yeni turizm anlayışındaki yerimiz bizim şu an sahip olduğumuz değerlerden, kıymetlerden dolayı sabit. Bunu tanıtmak ve daha ileriye götürmek için biraz cilalamak gerekiyor. Çanakkaleli turizmciler olarak da bununla ilgili yeterli bilgiye ve tecrübeye sahibiz” diye ifade etti.

‘’18 MART GİBİ HAREKETİN BAŞLAMASINI HAYAL EDİYORUZ’’
TÜRSAB Çanakkale Balıkesir Bölge Başkanı Çelik, 2021 yaz dönemi içi turizm değerlendirmesi yaparak,  tatil satışlarının başlayıp, başlamayacağı hakkında bilgi verdi. “Bununla ilgili en iyi gösterge erken rezervasyon satışlarının seyri. Erken rezervasyonların satışları bir haftadır yürürlükte ve bizim gördüğümüz bir hareket olacağı yönünde. Bu hareketin yönünü ve ivmesini tahmin edemiyoruz. Pandemi süreci, bütün tecrübelerin, öngörülerin, olasılıkların bir kenara bırakıldığı ve her gün bir başka gelişmenin yaşandığı süreç oldu. Çanakkale, Balıkesir turizmcileri olarak 18 Mart ile 18 Haziran arasında bölge turizminin yüzde 65’lik payını icra ediyoruz. Geçtiğimiz sene Mart ayında başladı pandemi ve ilk biz etkilendik tüm Türkiye’deki destinasyonları düşünecek olursanız. Örneğin GAP bölgesinin tercih edildiği aylar Eylül, Ekim ayları. Onlar biraz daha umutluydu. Bizim bölgemizin zamanına kadar belki pandemiden kurtuluruz diye ama onlar da çok ciddi etkilendiler. Sene-i devriye oldu ve 2021’in Haziran ortalarına kadar herhangi bir normalleşme, iyileşme olmazsa, Çanakkaleli turizmciler yine esas payın yüzde 65’lik kısmını kaybetmiş olacaklar ve açıkçası en büyük korkumuz; bu payı kaybetmek istemiyoruz. Şubat sonuna doğru biraz olsun normalleşmek ve 18 Mart gibi hareketin başlamasını hayal ediyoruz. Bunun biraz daha toparlanarak, Haziran ayından itibaren biraz olsun bölgemize hareket bekliyoruz ama her halükarda, 2020 yılının üzerinde yüzde 20 dolaylarında artı ile devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

“BİZ BİR YILDIR İŞ YAPAMIYORUZ”
Turizmcilerin beklentilerinin aşının bulunmasına ve uygulanmasına yönelik olduğunu söyleyen Çelik, “Aşının ülkelere ve insanlara erişmesine paralel şekilde sezonun sarkacağını düşünüyoruz. Sonbahar sezonunun geçtiğimiz senelere göre daha yoğun olacağını; kış ayının, geçmiş yıllardaki kış turizmine göre daha yüklü olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla şu an yapmaya çalıştığımız tek şey, kendimizi Nisan ayına kadar idame ettirip, ayakta kalıp yeni sezonda faaliyetlerimize başlamak istiyoruz. Devletimizden bazı beklentilerimiz olduğunu da söylemek isterim. Bu zamana kadar yapılan destekler ve bütün detaylarla ilgili öncelikle teşekkür etmek isterim. Devlet elinden geleni yapıyor, bunu biliyoruz. Altını çizmek istediğim bir konu var. Tabi salgın döneminde bütün sektörler çok etkilendi fakat etkilenen sektörlerin bir sıralanmasını istiyorum ve bundan sonraki teşviklerin, desteklerin bu sıraya göre yapılmasını istiyorum. Eğer yüzdelik bir pay dağıtılacaksa herkese eşit olmasından ziyade birinci sıradakine yüzde 20’lik bir pay verilsin diye düşünüyoruz. Çünkü bazı sektörler pandemi sürecinde çok ciddi kârlar elde ettiler. Turizmcilerin aksine çok ciddi ilerlediler. En azından turizm 34 ayrı sektöre hizmet veren birim demek. Yani bizim ayakta kalmamız diğer sektörlerin de ayakta kalması anlamına geliyor. Önümüzde çok ciddi bir 7-8 aylık süreç var. Bu süreçte devletten SGK primleri, vergi konularında yardım bekliyoruz. Ertelenmesini istiyoruz. KGF destekli, kışı geçireceğimiz bir destek bekliyoruz. Seyahat acentaları gerçekten zor durumda. İnsanların bir yanılgısı var; salgın süreci Mart ayında başladı fakat Çanakkale bölgesinde ve tüm Türkiye’de belki aslında turizmin bittiği ay Kasım ayıydı. Kasım’dan pandeminin başladığı Mart ayına kadar bizim işimiz olmamıştı. Üzerine pandemi eklendi. Aslında biz bir yıldır iş yapamıyoruz. Bunun da göz önünde bulundurulmasını istiyoruz. Turizmci demek, yurtdışından döviz getiren sektör demek ve cari açığa en büyük katkı sağlayan sektör. Bu anlamda bile çok kıymetli desteklerde bulunulması gerekiyor” dedi.
 
Muzaffer Cirte