“Çanakkale özelinde vaka sayımız düşük”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Şener,  kentte koronavirüs sürecine ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Çanakkale özelinde vaka sayımız düşük, gelen hastalarda klinik

3355
“Çanakkale özelinde vaka sayımız düşük”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Şener,  kentte koronavirüs sürecine ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Çanakkale özelinde vaka sayımız düşük, gelen hastalarda klinik daha hafif, yoğun bakım ihtiyacı az olması hep böyle gidecek demek değil” dedi.

Koronavirüs ile mücadelede normalleşme adımlarıyla birlikte vaka sayılarında artış görülmeye başlandı. İlerleyen günlerde yeni pozitif vaka sayısında gerileme olsa da istenilen rakamlarda değil.  Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Şener,  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Çanakkale’deki koronavirüs rakamlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

NİSAN DA GÖRDÜĞÜMÜZ VAKA SAYISI EĞER DOĞRU ÇIKAR İSE TEK BİR DALGA GÖRÜRÜZ DEMEK
Son üç günlük rakamlara bakıldığında Haziran başından kötü durumda olduğumuzu söyleyen Doç. Dr. Alper Şener, “Bunlar ciddiye alınması gereken rakamlar ve yansımalar. Zeki Berk’in yaptığı matematiksel analize göre Türkiye için ikinci pik yüzde 70 ihtimalle olabilir. Bu ne demek diyenler için günlük 5 bin olgu sayısının geçilmesi demek. Yani Nisan da gördüğümüz vaka sayısı eğer doğru çıkar ise tek bir dalga görürüz demek.  Çanakkale özelinde vaka sayımız düşük, gelen hastalarda klinik daha hafif, yoğun bakım ihtiyacı az olması hep böyle gidecek demek değil. Açık alanda bile olsa 10 kişiden kalabalık olunduğunda sosyal mesafe kaybı olduğu için maske/ siperlik. Kapalı alanda bu zorunluluk rakamı 3-5 kişi arasında oluyor(metrekare/ hava metreküp ile orantılı). Sterodileri podyuma çıkaran ilgili çalışmanın da tıpkı. Hidroksiklorokini yeren çalışmalar gibi ölü doğum olduğunu düşünüyorum. Bundan sonraki aşamada sahil bölgelerine dikkat diyorum. İtalya ülkenin kuzeyi ve güneyinde çok farklı sayıda hasta, klinik tablo ve ölüm oranı gördüler. Türkiye gibi aslında bunun sebeplerini araştırıyorlar ve tabii, gelecekteki dalgalar için bir erken uyarı sistemi de kurulması için yapılan çalışmalarda sonuçlar şöyle; Havada Partikül Madde yoğunluğu yüksek (hava kirliliği) olan bölgelerde R skoru, vaka ağırlığı, mortalite yüksek. Partikül Madde virüsün taşınmasında etkili. Partikül madde virüsün daha uzağa taşınmasında etkili, Partikül madde yoğunluğu belirli numerik değerin üstüne çıktığında havada virüsü PCR ile gösterip erken uyarı oluşturmak gerekli. Türkiye'de hastalığın yayılmasında kalabalık nüfus tek parametre olmayabilir. Sanayinin yoğun olduğu illere dikkat etmek lazım. Bu bulgular Türkiye içinde uyumlu gibi ....Son vaka sayılarının İstanbul, Kocaeli, Ankara , Bursa, Konya gibi sanayinin yoğun olduğu yerlerde yüksek olması tesadüf değil. Bunun bir pratik sonucu ise sosyal mesafeyi bu illerde daha uzak tutmak gerekir. Türkiye içinde bir erken uyarı sistemi kurulabilir” şeklinde konuştu. 

CERRAHİ MASKE KOLONYA İLE DEZENFEKTE OLMAZ
Normalleşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenleri yineleyen Şener, “Maske bir bariyerdir, geçirgenliğinde bu kadar takıntıya gerek yok. Geçirgenlik-FFP3 (N99) veya FFP2 (N95) olup olmaması sadece sağlık personelinin 1 metreden  yakın işlem yapacağı zaman önerilir. Yani normalde hastanede bile hastaya yakın işlem yapmıyorsak cerrahi maske takıyoruz. Nano maske/ bez maske- tek dezavantajı burun bandı olmaması. Yıkanabilmesi avantaj. Cerrahi maske- burun bandı var, tek kullanımlık- ıslandığı anda değişmeli- kolonya vs ile dezenfekte olmaz...yıkanmaz. Sosyal mesafe/ fiziksel mesafe durağan durumda 1.5-2metredir, hareket anında 3m’de tutmakta yarar var. Açık alanlar güvenilir. Bence park, bahçe, sahil gezilebilir olmalı. Çünkü hareketsiz kalmanın başka sağlık sorunlarına da sebep olduğunu unutmayalım. Piknik alanları-Sahil ve plajlar için düzenleme yapmak lazım. Mesafe 1.5-2 metre olmalı. Yapılamadığı yerde perde gibi bariyer. Güneşlenmek iyidir, D vitamini. Bir süreliğine kır düğünü modası olacak gibi. Bunlara uyum sağladığımız sürece sağlıklı ve kovid-19’suz günler çok yakın. Koronavirüsle mücadelede Çanakkale’nin iyi bir durumda olduğunu söyleyen Şener, “ İyiliği ve kötülüğü neye göre kıyaslanmalı? Öncelikle  salgının kontrol altına alınması anlamında  Türkiye’den daha kısa sürede bir pik yaptık biz. Yaptığımız pikte aralıklarla bir dalgalanma oldu. Bu dalgalanmalar erken dönemde kontrol altına alındı. Türkiye’de 11 Mart’ta başladı. Çanakkale’de ise 23 Mart’ta başladı.2 haftalık periyotta bir boşluk olduğu için Türkiye’deki salgının yönetimi anlamında biz 2 hafta  geçişmiş bir şekilde virüs ile karşılaştık. Dolayısıyla buda salgının daha yaygın, daha uzun sürebileceği  şekilde yorumlanabilir. Ama biz şuanda Çanakkale ölçeğinde baktığımızda olgu sayısında Türkiye ortalamasının altındayız. Hastalık yönetimi anlamında da oldukça iyi konumdayız. Genel mortalite anlamında baktığımızda Türkiye ortalamasının altındayız. Ortalama hasta yatış süresinde Türkiye’nin yine altındayız. Yoğum bakım yataklarımızın neredeyse yarıya yakını ancak doldu. O yüzden hastane hiçbir şekilde tam kapasiteli olarak çalışmadı. Bu da salgının hem sahada hem de sağlık bakımı anlamında iyi yönetildiğini ve özverili bir şekilde çalışıldığını gösteriyor. Daha sevindirici bir olay; Türkiye’ye genelinde pek çok hastanede sağlık çalışanları enfekte oldu. Bizim hastanemizde temas oldu ancak hiçbir sağlık çalışanımız enfekte olmadı. Bu da bizim için sevindirici” şeklinde konuştu.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI BİR SALGIN OLDUĞU İÇİN CEPHENİN EN ÖNÜNDE GÖREV ALMALARI GEREKİYOR
Doç. Dr. Alper Şener,  sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorluklara değinerek, “Sağlık çalışanları bildiğim kadarıyla ilde bir sürü farklı yerde ikamet ediyorlar. Bu ikamet durumları daha çok isteğe bağlı, bazen zorunlu şartlara bağlı oluyor. Eğer evlerinde büyükleri varsa, 65 yaşın üstünde birde küçük çocukları varsa  özellikle yoğun bakım personelinin evlerine gitmesine izin verilmiyor. Çünkü her ne kadar kişisel koruyucu ekipman kullanılsa da öldürücülüğü olan bir hastalık olduğu için ideali evde duyarlılıkları yüksek olan hasta grupları varsa evlerine gidemiyor. Bu bir mağduriyet oluşturuyor. Ama bu mağduriyet devletin diğer kurumları tarafından eksikler giderildi. Çanakkale içerisinde belli misafirhanelerde sağlık çalışanlarının dinlenmeleri burada sağlanıyor. Bu önemli bir hizmet. Çünkü her ile bu alt yapıyı sağlamak her zaman mümkün olmuyor. Her ilin bu kadar teknik alt yapısı yada hizmet altyapısı bu kadar gelişkin olmuyor. Çanakkale açısından baktığımızda sağlık çalışanları şanslı bir ilde çalışıyor.  Sağlık çalışanları bir salgın olduğu için cephenin en önünde görev almaları gerekiyor. Özellikle sahadaki denetimde, filyasyon dediğimiz tabloda özellikle kolluk güçlerinin çok ciddi katkıları oluyor. Bizim sağlık çalışanlarımızın tamamı hastanede çalışmıyor. Aynı zamanda halk sağlığı kurumunda, halk sağlığı uzmanları çalışıyor. Bu halk sağlığı uzmanları ve aile hekimleri de dahil olmak üzere özellikle Kovid-19 tanısı konmuş bireylerin hastanede yatarken yakın çevresini yerinde görerek, denetleyerek koronavirüs şüphesi olan kişileri daha erken tanıya yönlendiriyorlar. Bu aşamada da sağlık çalışanları sürekli sıcak alanda çalışıyor” ifadelerini kullandı.

ENFEKTE BİR KİŞİNİN TEMAS ETTİĞİ KİŞİLERİN YÜZDE 70-90’INA ULAŞIP, TEST EDİP, İZLEYİP, İZOLE EDİLMESİ GEREKİR.
Toplumun yüzde 50-60’ının bağışık olması gerekir, “Yapılan toplumsal Serolojik (Ig G)taramalarda ( örneklem ile) yüzde 2,5 - 15 arasında bulundu. Yani istenilen oranda toplumsal bağışıklık olmuyor; çünkü sağlık sistemini korumak ve mortaliteyi düşük tutmak için ‘sürü bağışıklığı yapamıyorsunuz, yada virüsün bazı henüz bilinmeyen özellikleri de olabilir. TTT stratejisinin önemli burada ortaya çıkıyor. Çünkü 2. dalga riskini azaltmak için ( yok etmek için) enfekte bir kişinin temas ettiği kişilerin yüzde 70-90’ına ulaşıp, test edip, izleyip, izole edilmesi gerekir. Test et, Teması takip et , İzle/ İzole et stratejisini sahada iyi uygulamak gereklidir. İlk basamak olan TEST ET- peki hangi test? PCR, hızlıı PCR, hızlı Ag, Hızlı Antikor (Ig M+/- Ig G) ELISA ( Ig G). Tüm bunlar içinde en uygunu PCR testleri gibi görünüyor. Ama çok önemli bir kaç sorun var. PCR testi sadece o anı gösterir.  Maliyetlidir. Ciddi insan kaynağı ister. Çözüm; hızlı PCR testlerinde tek örnek otomatize 30 dakikada sonuç; ID Now COVID 19 veya Xpress SARS Co-2 gibi yada geliştirecekler gibi İkinci basamak teması takip et. Bunu Kore gibi CCTVler ile ( kapalı devre sistemler) yada aplikasyonlara yerleştirilen izleme Sistemleri ile yada bizim gibi insan gücü ile yapabilirsiniz.  Üçüncü basamak izle/izole et. Yani temaslı izleminde ister test edersiniz, ister sadece izlersiniz. Yada hepsini yapıp, üstüne izole edersiniz...Türkiye bu üçünü de yapıyor” ifadelerini kullandı.
Bünyamin Nami Tonka
 


Etiketler; #alper şener
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.