Çanakkale, taşı toprağı değerli illerden biri.  Topraktan elde edilen seramik dünyada marka olmuş durumda. Çanakkale’nin inşaat ve el sanatlarındaki seramiği bir marka.

Çanakkale birçok alanda olduğu gibi seramik alanında da lider durumda.  Seramik sanatı Türkiye’nin birçok yerinde üretiliyor. Çanakkale ise bu sanatta uzun bir geçmişe sahip. Bunu kanıtı olarak yabancı  gezginlerin 17. Yüzyıldan itibaren Çanakkale Seramikleri dikkatini çekmeye başladı. Burada üretilen hediyelik ve hatıra eşyası niteliğindeki parçalar 19. yüzyıl ortalarından itibaren satın alınarak bazı Batı ülkelerinin koleksiyonlarına girmeye başlamıştır.Genellikle kırmızı hamurlu ve çoğunlukla tek renkli sırla sırlanmış olan bu seramik eşyalar, kullanımından çok hatıra eşyası olarak işlem görmüşlerdir. Çanakkale seramikleri yakın geçmişte ilk kez etraflı bir araştırmaya konu olmuş ve Prof. Dr. Gönül Öney 1971 yılında Türk Devri Çanakkale Seramikleri başlıklı kitabıyla bilim dünyasının dikkatini çekti. Osmanlı dönemi Türk seramik sanatının doruk noktası, doğal olarak İznik seramikleri ile tanımlanmaktadır. İznik seramiklerinin gerek hamur, gerekse form ve bezeme açısından çeşitli aşamaları olmakla birlikte, onların da ilk dönemleri, Selçuklu seramiklerinin geleneğini sürdüren astar bezeme (slip) tekniğindeki örnekleri dışında, kırmızı hamurlu ve beyaz astarlı, mavi-beyaz dekor ağırlıklı örneklerle tanınır. Serbest fırça darbeleriyle çok geniş bir skalada üretilen ve eskiden "Milet İşi" tanımı ile adlandırılan bu seramiklerin ağrılıklı üretim merkezi İznik olmakla birlikte, son araştırmalara göre, başta Kütahya olmak üzere Anadolu'nun çeşitli yörelerinde dönemini simgeleyen bir teknik olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Çanakkale yöresinde de boş alanlarda bu tip seramik üretimine işaret eden buluntulara rastlanmaktadır; Prof.Dr. Gönül Öney'in son incelemeleri ile Çanakkale Seramikleri'nin erken örneklerinin 17. yüzyıl sonlarına indirilmesi de, İznik ve Kütahya'nın geçirdiği aşamalarla paralellik göstermektedir. Özellikle merkezi desen kompozisyonlarına sahip yayvan tabakların bu dönemde, İznik'in eksikliğini kapatacak bir çaba ile üretilmiş olduklarını söylemek, fazla iddialı olmayacaktır.
Çanakkale Seramiklerinde genellikle kil ağırlıklı kırmızı çömlekçi hamuru kullanılmıştır. Astar uygulanmış örnekler çoğunluktadır. Genellikle boyalı zemin üstüne sır uygulamaları vardır. Yeşil, kahverengi, krem sır bazı özelliklerin karakteristiğini meydana getirmektedir. Renkli sır veya saydam sır altına boyalı dekor yanında, bazı örneklerde sırüstü dekor da uygulanmıştır. Özellikle değişik renk boyamaları ve yaldız uygulamaları genellikle sır üstüdür. Dışı yeşil ve sırlı örnekler görülür. Çok tanınmış bazı geç örneklerde alacalı, akıtma boya ve sır teknikleri yanında çizikleme (sgrafitto) ve kabartmalarda barbutin ve aplike teknikleri kullanılmıştır. Çanakkale Seramikleri'nin özellikle 19. yüzyıl örneklerinin en tanınmış biçimlerinde, adeta içten gelen bir coşku ile uygulanmış aplike barok karakterli kabartmalar görülür. Rozetler, girdandlar, ay-yıldız, saltanat arması, hayvan kabartmaları en tanınmışlarıdır. Osmanlı dönemi sanat seramiği ile geleneksel çömlekçilik arasında özel bir yere sahip olan Çanakkale Seramikleri belirli bir dönemde beğeni kazanmış, Çanakkale'nin konumu ile bağlantılı olarak, hatıra eşyası niteliğiyle geniş bir coğrafyaya dağılmıştır. Çeşitli tekniklerin üretim ve dekorlamada kullanılması yanında, formları da çeşitlilik göstermektedir. Yayvan tabak biçimleri bazen düz, bazen de kıvrımlı kenarlara sahiptir. Çukur tabak ve çanaklar, açık veya kapalı kase ve sahanlar, meyvelikler, yaprak biçimi tabaklar, sepet örgülü kaplar açık formların en çok tanınanlarıdır. Kapalı formlar arasında ise en çok tanınanları, şişkin gövdeleri, uzun boyunları, çoğunlukla kulpları bulunan abartılı kabartma ağızları ile zengin bir çeşitlilik sergileyen sıvı kaplardır. Bazen aşurelik biçiminde üretilen bu kapların çoğunda, aplike dekorlar ve ağız kısımlarında çeşitli hayvan kabartmaları dikkati çeker. Adeta İznik ve Kütahya seramiklerinin "şişe" formlarının kulplu testilerle kaynaşmasından meydana gelen bu sıvı kapları da genellikle hatıra eşyası karakterinde değerlendirilir. Kulplu ve kulpsuz küp ve kavanozlar, şekerlikler, vazolar, hatta mangallar bu kapalı formların çeşitliliğini meydana getirir. Bunlar yanında çoğunlukla hayvan figürlerinden oluşan biblolar, kalemlikler, gaz lambaları, gemi maketleri gibi çok geniş bir üretim görülür.
ÇANAKKALE SERAMİK MÜZESİ
Çanakkale Seramik Müzesi’nde Geleneksel Çanakkale Seramiklerinin üretim süreci hakkında bilgilendirmeler bulunmakta ve Geleneksel Çanakkale Seramikleri’nin yeniden üretimleri de sergilenmektedir.
Geleneksel Çanakkale Seramikleri’nin Tarihçesi1461- 62 yılında Fatih Sultan Mehmet'in inşa ettirdiği kale etrafında, bir askeri garnizon olarak Kale-i Sultaniye ismi ile gelişen kentte, aldığı göçler ile yerleşim ve sosyal yaşam şekillenir. Bu kent,  17.yy’da bir liman kenti olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun Akdeniz aracılığı ile Avrupa ve dünyaya açılan kapısıdır. Deniz ulaşımı ve ticaret kentine dönüşmesi ile tacirlerin ve gezginlerin uğrak yeri olur. Seramik atölyelerinde üretilen günlük yaşama dönük çanaklar ile birlikte, halk arasında yaygınlaşan "Çanakçıların Kalesi" adı resmi kayıtlara da girmeye başlar. Böylece Kale-i Sultaniye ismi arşiv kayıtlarında yerini alırken, günlük hayatta artık kentin adı Çanakkale’dir. Bu dönemde (17. yy’da) gelişen ticaret ile Osmanlı coğrafyasının farklı bölgeleri yanında Avrupa’ya da yayılan, günlük yaşamın bir parçası olan Çanakkale seramikleri, zaman içinde Avrupalı koleksiyonerlerin ve müzelerin koleksiyonlarında yerini alır. Geleneksel Çanakkale Seramikleri; Osmanlı İmparatorluğunun iki güçlü merkezinde (İznik- Kütahya) üretilen seramiklerden oldukça farklıdır. İki başat merkez, Sarayın ve Osmanlı bürokrasisinin ihtiyaçlarının karşılanmasına bağlı olarak formüle edilmiş, diğer bir ifade ile kesin formlar ve şablonlaşmış dekorlarla üretim yapmıştır. Çanakkale Seramikleri ise tam bir halk zanaatı olarak günlük yaşama ürün verirken, üreten ustanın özgür yaratım güçlerinden faydalanmış, her zaman yeni form ve desenler ile kendini aşmıştır. Ustalar, çömlekçi çarkının yanı sıra, kalıp kullanım tekniğiyle de ürettikleri formları, müstakil veya birlikte farklı kombinasyonlar ile kullanarak, zengin bir Çanakkale Seramik koleksiyonuna imza atmayı başarmışlardır. Her üründe, desen zenginliğinin yanı sıra, serbest fırça darbeleriyle ustaların içlerindeki coşkunun seramik ürünler üzerine bir raksla nakş edildiği hissedilmektedir. Çanakkale Seramikleri üretim zenginliği ile ilk dönemlerinde ülke içinde yaygınlaşmasının yanı sıra, Çanakkale’nin bir liman kenti olması nedeniyle de Avrupa’da kendine pazar bulmuş ve batılı koleksiyonerlerin dikkatini çekmiştir. Belirli bir bilgi ve deneyim birikimi ile usta çırak ilişkisinde öğrenilen ve üretilen Çanakkale Seramikleri, tekrar eden form ve desenler gibi görülse de, geleneksel el zanaatlarının her bir üretim anı, üretim şartlarının getirdiği farklılık ile tekliği de beraberinde getirir. Bu bağlamda, her üretimin özgün bir sanat ürünü muamelesi görmeyi hak eden özellik ve zenginliği birlikte taşıdığını söylemek de yanlış bir değerlendirme olmaz. Bu zenginlik, Çanakkale Seramiklerini özel ve özgün kılar. Üretim zenginliğinde kullanılan form ve desenler, yaşamın içinden ve kentten izler taşır. Kentin ve boğazın geçiş yolu özelliği ve hareketliliği de seramiklere yansır. Kentin kendine özgü mimarisi, boğazdaki yelkenli tekneleri, kentin içinde ve çevresindeki doğal hayatın (bitki ve hayvan) çeşitliliği de stilize edilerek, enfes fırça darbeleri ile çarkta ustanın parmakları arasında biçimlenen çamurun form ve desenlerine yansırken, boğazdan tekne ile geçen bir zürafanın da Çanakkale Seramikleri’nde yerini aldığını görülür. Diğer yandan seramik üretiminin 1960’lı yıllarda kesintiye uğradığı yaygın bir kanı ise de, aslında atölyelerin kent merkezinden (bugünkü stadyumun önünde Maliye binasına bitişik 1. ve 2. Çanakçı sokaklardan) kent dışına taşınmasının ardından üretim düşer ama yok olmaz. Ustaların yanında yetişen çocukları,  seramiğin farklı üretim alanlarında çalışarak kazançlarını sağlarken, bir taraftan da küçük çaplı da olsa geleneksel öğretilerini unutmadan seramik üretmeye devam etmişlerdir. Aslında piyasa şartlarında görünürlüğünü kaybeden Çanakkale Seramikleri, ustaların bilgi ve becerileriyle yaşamaya devam etmektedir.
Çanakkale Seramik Müzesi Süreciİşte bu tarihsel süreç bilgisi ile birlikte, kentte farklı tarihlerde Geleneksel Çanakkale Seramikleri’nin canlandırılarak kent yaşamı ile buluşturulması gayretlerinin bir sonucu olarak, yeni atölyeler ve üretim arayışlarının yanı sıra, bir Müze ihtiyacı da kentin son dönem tartışmalarının merkezinde yerini almıştır. Bu tartışmaların sonucunda Çanakkale Rotary Kulübü'nün gayretleri ile kentin önemli kurumsal aktörlerinin (Valilik, Belediye, Üniversite ve Boğaz Komutanlığı’nın) katkılarıyla bir konsey oluşturulmuştur. Bu konseyin yaptığı farklı toplantı ve konferanslarla, seramik kentin gündemine tekrar taşınmış ve kentin dikkati bir kez daha Çanakkale Seramiği üzerine toplanmıştır. Bu girişimin Çanakkale Kent Konseyi altında bir çalışma grubuna dönüşmesi ile geniş katılıma açık çalışmalar örgütlenmiştir. Böylece Konsey, uzun süreli atölye, çalıştay ve toplantılarla kentin kurumsal aktörleri dışında sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerin katılımları ile de zenginleşen çalışmalarla süreci raporlandırmış ve Çanakkale Belediyesi’ne sunmuştur. Çanakkale Boğaz Komutanlığı Tarihi Er Hamamı’nın, Seramik Müzesi olarak kullanılmak üzere Çanakkale Belediyesi’ne devri gerçekleşmiştir. Uzun süredir kullanılmayan tarihi bir mekanın yeniden işlevlendirilerek Müzeye çevrilmesi için gerekli çalışmalar tamamlanarak, binanın rölöve ve restitüsyon projeleri hazırlanmış, restorasyon projeleri tamamlanarak gerekli yasal onaylar sonucu restorasyon çalışmaları başlatılmıştır. Müze sergisi konseptinin ana hatları geleneksel Çanakkale seramikleri ile biçimlendirilmiş, arkeolojik – çağdaş ve endüstriyel seramiğin ise süreç içinde sergi programına eklenmesine olanak tanıyan açık uçlar bırakılmıştır. Çanakkale Seramikleri’ni geleneksel usta çırak yöntemi ile öğrenerek yetişmiş ve halen üretim yapan ustaların üretim süreçleri de belgelenerek sergiye dahil edilmiştir. Müze - Mekan kurgusunda Seramik kültürünün yanı sıra hamam kültürünün de birlikte anlatımı hedeflenmiş, bu amaç ile grafik çözümler yanı sıra mimari okumalara olanak tanıyacak transparan sergi üniteleri tasarıma dahil edilmiştir. Mekanın yalnız plan şeması değil, işlevsel izlerin yanı sıra bina içindeki sakin bezeme unsurlarının rahatlıkla görülerek, binanın da serginin bir parçası olmasına özen gösterilmiştir. Binanın tarihçesi, hamam mimarisi ve Türk Hamam kültürü genel ifadeler üzerinden bilgi panoları ile anlatılırken, binanın askerler tarafından kullanım süreci imitasyon objeler ile desteklenerek sergiye dahil edilmiştir.
ÇOMÜ SERAMİK BÖLÜMÜ
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Seramik Bölümü, 4 yıllık eğitim süresince Serbest Seramik ve Endüstriyel Seramik Tasarım Sanat Dallarında teorik ve uygulamalı atölye derslerinden oluşan bir programla mezunlar vermektedir. Bu eğitim süresince gerçekleştirdikleri staj çalışmaları ile seramik sanayisini daha yakından tanıma olanağına da kavuşmaktadırlar. Mezunlarımızın seramik fabrikalarında iş bulma olanaklarının yanı sıra, açacakları özel atölyelerinde ya da lisansüstü eğitimlerini sürdürerek üniversitelerin ilgili birimlerinde akademik personel olarak çalışabilme şansına da sahiptirler. 7 atölye, 1 laboratuar, 5 fırın bulunan bölümümüzde, yüksek lisans eğitimi de verilmekte, düzenlediğimiz çalıştay, seminer, sergi ve mesleki gezilerle eğitim kalitemizi her geçen gün arttırmaktayız.
 
Nazif Cemhan Şen